Tekil Mesaj gösterimi
Alt 06-03-2008, 12:26 AM   #2 (permalink)
MICROSOFT
Administrator
 
MICROSOFT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.602
Teşekkür: 123
691 Mesajında 1.531 Teşekkür Aldı
Seviye: 56 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 2089 / 2089
Güç: 2200 / 3789
Deneyim: 72%

Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : MICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond repute
MICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond repute
Standart

Aslında bu olaya Sahabîlerden çok Peygamberimizin kızması gerekirdi. Çünkü kendi eliyle yaptırdığı ve sadece ibadet maksadıyla kullanılan Mescide birisi geliyor, büyük bir hakarette bulunuyordu. Fakat Peygamberimiz biliyordu ki, bedevi bu işi kasden yapmamıştı. Bilmeyerek yapmıştı. Bunun için ona kızıp bağırmak bir fayda vermezdi.
Anlayış göstermek, hoşgörülü davranmak, yumuşak davranmak, bağışlayıcı olmak, tahammüllü olmak, olumsuz davranışlarla muhatap olunca bir mana kazanır. Yoksa sıradan olaylar karşısında herkes sakin ve sabırlı olur. Peygamberimiz her konuda olduğu gibi, hilmi ve yumuşaklığı ile de bambaşkaydı. Hatta bir taneydi. Onun üstüne bir diğerini düşünmek mümkün değildi.
Peygamberimizin hilim ve yumuşaklığının bir örneğini de Enes bin Mâliki anlatıyor:
"Peygamberimizle birlikte yürüyordum. Üzerinde Necran kumaşından yapılmış sert yakalı ve kaba bir hırkası vardı. Bedevinin biri koşarak geldi, Peygamberimizin arkasından yetişti ve cübbesini şiddetli bir şekilde çekti. Peygamberimiz bedevinin göğsüne doğru donuverdi birdenbire. Hırkası yırtıldı ve yakası boynunda kaldı. Peygamberimizin ensesine baktım, kuvvetli çekişinden dolayı sertliği orada iz bıraktı. Sonra bedevi:
"Yâ Muhammed! Develerimi buğdayla yükle. Çünkü sendeki mal ne senindir, ne de babanındır."
Bedevinin yaptığı, çok kaba ve görgüsüzce bir davranıştı. Peygamberimiz üzüldü. Bedeviye döndü ve;
"Önce beni incittiğin için özür dile" dedi. Bedevi, "Hayır özür dilemiyorum" şeklinde karşılık verdi.
Oysa Peygamberimiz bedeviye bir nezaket dersi vermek istiyordu. Fakat adam hiç de oralı değildi.
Peygamberimiz, bedevinin kabalığına bakmayarak Sahabîlerine döndü:
"Bu adamın develerinin birine arpa, diğerine hurma yükleyin" buyurdu.
Adam sevinerek gitti. Sahabîler de Peygamberimizin bu güzelliğine hayran kaldılar.
Peygamberimiz emri altında bulunan ve hizmetini gören kimselere de son derece yumuşak davranır, onlara kızmaz, kalplerini kırmazdı. Onlar dediğini yapmasalar, ihmal de etseler, sadece yumuşakça ve nazikçe sebebini sorardı.
Uzun yıllar hizmetinde kalan Enes bin Malik, Peygamberimizin ahlâkını şöyle anlatıyor:
"Resulullaha (a.s.m) on sene hizmet ettim. Bana ne 'Öf dedi, ne de yapmadığım bir iş için 'Keşke onu yapsaydın' ve yaptığım bir iş için de 'Bunu niye yaptın?' dedi."
Hz. Enes, bir ihmalinden dolayı Peygamberimizin kendisini ikaz edişini şöyle anlatır:
"Resulullah, bir gün beni bir iş için bir yere gönderdi. Ben 'Vallahi gitmem' dedim. Halbuki içimden Resulullahın beni gönderdiği yere gitmek geliyordu. Dışarı çıktım, çocukların yanına uğradım, onlar sokakta oynuyorlardı. Ben de aralarına karıştım, oynamaya başladım. Derken Resulullah geldi, arkamdan başımı tuttu. Yüzüne baktım, gülüyordu:
"Enescik, seni gönderdiğim yere gittin mi?' diye sordu. "Evet, gidiyorum yâ Resulallah' dedim."

• • •
Bir seferinde de Peygamberimiz Hz. Âişe'ye şu tavsiyede bulunuyordu.
"Ey Âişe, yumuşak davran. Zira yumuşaklık bir şeyde bulunursa mutlaka onu süsler, bir şeyden çıkarsa onu da çirkinleştirir."
Peygamberimiz gerçek yiğitliğin ve kahramanlığın maddî güç ve kuvvette olmadığını, esas yiğitliğin öfke anında sakin bulunmakta ve öfkesini yenip yumuşak davranmakta olduğunu bildiriyordu.
Abdullah bin Mes'ud anlatıyor:
"Resulullah 'Siz aranızda kimi yiğit sayarsınız?' diye sordu.
"Biz de 'Kendisini pehlivanların yıkamadığı, mağlup edemediği kimseyi' dedik.
"Resulullah, 'Hayır, o pehlivan değildir, asıl pehlivan öfke anında kendisine hakim olabilen, kendisini tutabilendir' buyurdu."
Bu yönüyle de Peygamberimiz gerçek bir yiğit ve pehlivandı. Onun bu yönünü düşmanları bile yıkamamış, mağlup düşürememiş, alt edip istediklerini yaptıramamışlardı.
Peygamberimiz yalnız şahsına yapılan, nefsine karşı işlenen hataları yumuşaklıkla karşılardı; Allah'a ve imana yapılan bir hücum olunca asla susmaz, gereken cevabı verirdi.
Onun yumuşak huyluluğundaki asıl maksadı, iman ve İslâmın güzelliğini muhtaç gönüllere sunmaktı.
Yumuşak huyluluk hakkında hadisler:
Amr bin Şuayb rivayet ediyor. Peygamberimiz şöyle buyurdu:
"Allah Teâlâ kıyamet gününde varlıkları topladığı vakit bir ses yükselir:
"Fazilet sahipleri nerede?" Buyurdular ki:
"Pek az kimseler kalkar ve bunlar sür'atle Cennete giderler, onları melekler karşılar ve derler ki:
"Sizin sür'atle Cennete gittiğinizi görüyoruz. Sizler kimlersiniz?"
Onlar da derler ki:
"Bizler fazilet sahibi kimseleriz."
Melekler sorarlar:
"Faziletiniz nedir?"
Onlar da:
"Zulme uğradığımız vakit sabrederdik; bize kötülük edilince de yumuşak davranırdık."
Bunun üzerine onlara:
"Cennete giriniz. İyi iş işleyenlerin mükâfatı ne güzeldir" denilir.
Cerir bin Abdullah rivayet ediyor. Peygamberimiz şöyle buyurdu:
"Muhakkak Allah Teâlâ sertlik ve kabalığa vermediği şeyleri (mükâfatı) rıfk ve yumuşaklığa verir. Allah bir kulu sevdiği zaman da ona rıfkı ihsan eder. Rıfktan mahrum olan bir ev halkı her şeyden mahrum olurlar."

• • •
Hazret-i Âişe rivayet ediyor: Peygamberimizin şöyle buyurduğunu işittim:
"Kızdırıldığı halde kızmayıp yumuşaklık gösteren ve sabreden kimse Allah'ın sevgisine erer."

• • •
Ubade bin Sâmit anlatıyor:
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
"Allah Teâlânın şerefleri nasıl değerlendirdiğini ve derecelerini nasıl yükselttiğini bildireyim mi?"
Sahabîler:
"Evet, bildir yâ Resulallah!"
Peygamberimiz şöyle buyurdu:
"Sana karşı cahilce hareket edene yumuşak ve sabırlı olursun, sana zulmedeni bağışlarsın, sana vermeyene sen verirsin ve senden ilgisini kesenle sen yine ilgilenirsin."

• • •
İbni Mes'ud rivayet ediyor: Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
"Cehenneme haram olan veya Cehennem kendisine haram olan kimseyi size haber vereyim mi?
"Cehennem her yumuşak huylu, sakin ve kolaylık gösterenlere haram kılınır."

• • •
Hazret-i Âişe rivayet ediyor: Peygamberimiz şöyle buyurdu:
"Allah Teâla rıfk sahibidir ve her işte rıfk ve yumuşaklığı sever."

• • •
Hazret-i Ali rivayet ediyor: Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
"Kul, hilim ile gündüzleri oruç tutan, geceleri ibadetle geçirenlerin derecesine yükselir."

• • •
Abdurrahman bin Avf anlatıyor: Peygamberimize bir kişi geldi ve şöyle dedi:
"Yâ Resulallah! Bana birkaç kelime öğret ki, onlarla huzur bulayım. Çok uzun olmasın ki, unuturum."
Peygamberimiz şöyle buyurdu: "Öfkelenme!"

• • •
Atiyye es-Sa'diyy rivayet ediyor: Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
"Öfke şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Ateş ise ancak su ile söndürülür. Bundan dolayı öfkelendiğiniz zaman abdest alın."

• • •
Ebû Zerr rivayet ediyor:
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
"Biriniz öfkelendiği zaman ayakta ise hemen otursun. Öfkesi geçerse iyi, fakat geçmezse o zaman da yan tarafına yaslansın."

• • •
Hazret-i Câbir rivayet ediyor: Peygamberimiz şöyle buyurdu:
"Üç şey kimde bulunursa Allah onu himayesine alır ve onu Cennetine koyar. Bunlar:
"Zayıflara yumuşak davranmak.
"Anne-babaya şefkatli davranmak.
"Emri altında bulunan hizmetçilere iyilik etmektir."

• • •
Ebû Ümâme rivayet ediyor:
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
"Allah Teâlâ yumuşaklığı, güzel davranışı sever ve ondan hoşlanır; sertliğe, şiddetli hale yapmadığı yardımı ona yapar."

• • •
Hazret-i Âişe anlatıyor: Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
"Yâ Âişe rıfk sahibi ol. Çünkü Allah Teâlâ bir ev halkına hayır dilediği vakit onlar arasında yumuşaklık ve uysallık verir."

• • •
Abdullah bin Mes'ud rivayet ediyor:
"Rıfk, bereket ve uğurdur. Sertlik (ve cehalet, ahmaklık ve kabalık ise) uğursuzluktur."

• • •
Hazret-i Âişe'ye kır gezisine çıkmaktan soruldu. O da şöyle dedi:
"Peygamberimiz bu vadilere çıkardı. Bir keresinde kır gezisine çıkmak istedi. Bana binek için kullanılmayan sadaka develerinden hırçın bir deve gönderdi ve şöyle buyurdu:
"Yâ Âişe, sen yumuşak davran. Çünkü yumuşaklık bir şeyde bulunursa mutlaka onu süsler. Bir şeyden çıkarsa mutlaka onu çirkinleştirir."

__________________



Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!


MICROSOFT isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla