Forum Reyi , Daha Neyi Arıyorsunuz - Film, Fragman, Mp3 - Mp4, DivX, inndir, Program & Album
isminiz@reyi.net Windows Live™
Destekli 5 GB Mail Servisi

Geri git   Forum Reyi , Daha Neyi Arıyorsunuz - Film, Fragman, Mp3 - Mp4, DivX, inndir, Program & Album > Tarih, Kültür & Sanat Genel > Biyografi > Bilim Bilişim
Kayıt ol Türkçe Filmler Müzik Haberleri Oyun Download Arama Bugünki Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-29-2008, 06:32 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Aug 2008
Nerden: almanya
Mesajlar: 1.020
Teşekkür: 42
77 Mesajında 80 Teşekkür Aldı
Seviye: 28 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 919 / 1021
Güç: 340 / 587
Deneyim: 23%

Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 1875
Rep Derecesi : 01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future
01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future01DeLjKaNLj has a brilliant future
Standart necdet sakaoğlu kimdir?

Çeşm-i Cihan Amasra Mengücekoğulları Divriği'de Ev Mimarisi Köse Paşa Hanedanı gibi monografilerin ve bir dizi makalenin yazarı tarih araştırmacısı 29 Eylül 1939'da Divriği'de doğmuş. Hasan-âli Yücel'in döneminde yapılmış Divriği Atatürk İlkokulu'nu (1951) Nuri Demirağ'ın yaptırdığı ve kendi adını taşıyan ortaokulu (1954) İttihatçı Sivas valisi Muammer Bey'in yaptırttığı şatovari bir öğretmen okulunu (1957) ve en son olarak da İstanbul Çapa'daki kitabesindeki adı Dârül-Muallimat-ı Aliye olan Eğitim Enstitüsü'nü bitirmiş.

1957 yılında Urfa'da Harran'ın yanı başındaki Parapara'da başöğretmen olarak göreve başlamış. Sakaoğlu "Kaç öğretmenin vardı?" diye soranlara "Kendi kendimin başöğretmeniydim" diyor ve o dönemin yönetimini 18 yaşındaki deneyimsiz bir genci çok çok uzaklara atamasından dolayı eleştiriyor. Bu deneyimden sonra Çapa Eğitim Enstitüsü'nü kazanan Sakaoğlu 1961'de buradan mezun olunca Trabzon Öğretmen Okulu'na edebiyat öğretmeni olarak atanmış daha sonra sırasıyla Amasra'da ortaokul-lise öğretmenliği ve müdürlüğü Bakanlık müfettişliği ve Talim Terbiye Kurulu üyeliği görevlerinde bulunmuş. 38 yıllık meslek yaşamının ardından 18 Ocak 1998'de emekli olmuş.

TARİHÇİ OLMAK İÇİN HANGİ OKULLARDA OKUMAK GEREKİR?

32 yıldan beri tarihle ikinci bir uğraş alanı olarak ilgilendiğini ve emekli olduğu için artık bütün vaktini tarihe ayırabileceğini belirten Sakaoğlu tarih yazarlığının okul ve öğrenimden çok ilgiye ve kendi kendini yetiştirmeye bağlı olduğunu vurguluyor.

29 Eylül'de 60 yaşına giren geride kalan 59 yıl için "59 yaş uzun bir tarih süreci" diyor. "Geriye gittikçe kendimi çok farklı bir dünyada buluyorum özellikle de gençlerin kolay algılayamayacakları bir dünyada. İlkçağdaki hayatın pek çok uzantıları bundan 50 yıl önce devam ediyordu. Örneğin kağnı görmek kağnıyla yük taşındığını tahılların tınazların kağnılarla hayvanlarla taşındığını görmek olağandı. Kapımızın önünden deve kervanlarının geçtiğini görürdük. Hatta bir gelenek vardı korku tutmasın diye bizi develerin altından geçirirlerdi.

tarih sevgisinin başlangıcını Divriği'nin ve Sivas'ın tarihsel ortamlarına Sivas Öğretmen Okulu'nun anıtsal ve tarihsel binasına ve tarih öğretmeni Kâzım Dilcimen'e bağlıyor:
"Ben tarihle yakınlaşmamda bu ortamlara ve özellikle de tarih öğretmenimiz tarihçi Kâzım Dilcimen'e borçluyum çünkü berikiler mekân olarak Dilcimen de tarihi anlatırken beni etkiledi. Dilcimen tarihi öyküleştirir biz onun anlattıklarını hikâye olarak dinlerdik. Kâzım Bey'i zevkle dinlerdik her üç dört bilgi aktarımının arasında mutlaka bir fıkra anlatırdı. Şimdi anlıyorum ki merhum bize tarihi sevdiriyormuş."

TARİH DERS KİTAPLARININ SEVİMSİZLİĞİ

Sakaoğlu öğretmenlik deneyiminin de verdiği tecrübeyle liselerde okutulan tarih kitaplarındaki yavanlığın öğrenciyi ilgiye değil ilgisizliğe sevk ettiğini bu durumu tersine çevirmenin yolunun ise yerel tarihe önem verilmesinden ve tarih-edebiyat ilişkisinin kurulmasından geçtiğini belirtiyor ve ekliyor:
"Şayet bizde yerel tarihlere popüler ve sözlü tarih ağırlıklı olarak yeni bir bakış getirilirse zannediyorum ki Anadolu'nun bugüne kadar yazılmayan tarihi pek çok yeni uçlar verecektir. Kaldı ki yerel tarihlerin zenginliğine dayalı Anadolu toplum tarihi yazılmazsa tarihin bu sevimsizliği başkalarının tarihinden alıntılar kuru tarih bilgileri bana göre daha yıllarca sürecektir. Ayrıca tarihle edebiyatın ortak yönlerini unutmamalıyız. Lise kitaplarındaki kuru bilgi stokları gençleri tarihten soğutuyor. Oysa tarihle edebiyatın ilkçağdan beri ortaklığı söz konusudur. Tarih mi edebiyattan doğmuştur edebiyat mı tarihten doğmuştur çözemezsiniz. Çünkü mitoloji hem tarih hem edebiyattır; ikisinin kaynağı birdir. Belgesel tarih yazıyoruz diye edebiyatı üslubu tamamen boşlar da kupkuru yazmaya kalkarsak bunun vereceği fazla bir şey yoktur. Tarihin nakışı olmalıdır ama bunun da dozunu kaçırmamalıdır. Tarih okuyanda kültürel bir doyum sağlamalıdır. Tarih programları yeniden ele alınırken bu iki yön yani hem yerellik hem de tarih-edebiyat ilişkisini unutmamak gerekir."

Sakaoğlu tarihe olan ilgisizliği tarihsel kültür ortamlarının yok edilmesine ve insanların giderek apartman yaşantısına mahkûm edilmesine de bağlıyor:
"Çok yoksul yerlerde yetiştik ama zannediyorum kültürel donanım açısından ta geçmişten gelen süreç ve süreklilik bize bir şeyler aşılıyordu. Biz onun farkında değildik. Bu süreklilik bir yerde kesilmiş kesildiği için de tarih seveni en az olan alan haline gelmiş. Artık mekânlarımız da tarihsel değil. Benim doğduğum büyüdüğüm gittiğim evlerin hepsinde başımı kaldırınca işlemelerle dolu tavanlar görürdüm; sonra dolaplar direkler odalar pencereler vitraylar... Bütün bunları biz dağıttık. Apartman yaşantısı da bizi o tarihî ortamlardan kopardı uzaklaştırdı."

Sakaoğlu ilk yerel tarih çalışmasına özel bir değer veriyor:
"27 yaşındayken Çeşm-i Cihan Amasra'yı yazdım. Şimdi kitap müzayedelerinde satılıyor övünç verici ama tenkit edilecek çok tarafları var tabii. Belirtmek istediğim şu: Şayet ben Amasra'ya atanmasaydım belki tarih araştırmacısı olmayacaktım. Amasra bir tarih ortamıydı. Bastığınız çiğnediğiniz kaldırımlar Cenovalıların döşediği taşlardı; rıhtımlar Romalılardan kalmaydı; kale kapılarında Cenova armalarını görüyordunuz. Fakat daha sonraki yıllarda her yerde olduğu gibi Amasra'da da tahripler oldu. Amasra'nın girişinde Romalılardan kalma Kuş Kayası denen bir dağ anıtı vardır. 'Dağın yüzündeki bu put niye duruyor' diye veya arkasında define varmış kuruntusuyla altına dinamit koyup patlatmışlar yarısı gitmiş. Aşınmış kaldırımların üzerine betonlar döküldü. Yoğun kaçak yapılaşma ahşap evleri doğal ve tarihsel çevreyi tahrip etti. Dört kat beş kat altı kat çirkin binalar yapıldı."

SÖZLÜ TARİHÇİLİK VE BELGELER

Sakaoğlu savaşları antlaşmaları diplomasiyi fetihleri anlatmayı yeterli gören resmi tarihçiliğin ötesinde toplumun halkın sıradan insanların tarihsel serüveninin açığa çıkarılmasında sözlü tarihçiliği önemli buluyor:
"Özellikle 20. yüzyılın ilk çeyreği için o dönemi yaşamış insanlardan alınacak çok bilgi vardı. Örneğin bir Seferberlik yani I. Dünya Savaşı yıllarında toplum tarihi Anadolu halkının seferberlik sırasında yaşadığı serüven ancak bu insanlardan dinlenerek yazılmalıydı. Devlet arşivlerinden alacağınız belgelerle kesinlikle Anadolu'nun Seferberlik Tarihi yazılamayacaktır. Ne yazık ki bu artık pek mümkün değil çünkü o insanlar hayattan çekildiler ve büyük bir boşluk bıraktılar.

Neler yenilir neler içilir yoksulluklar hastalıklar nasıl göğüslenirdi? Ev yapımları kent kasaba köy imarları nelere bağlıydı? Bütün bunları yeterince kayda geçiremedik. Büyük boşluklar karşımızda duruyor ve onun için de sürekli resmi tarih yazılıyor. Enver Paşa yazılıyor hâlâ Talat Paşa yazılıyor; fakat Enver Paşaların Talat Paşaların Cemal Paşaların kararıyla Anadolu'daki milyonların hangi hallerden hangi hallere girdiği bilinmiyor. Savaşları cepheleri yazıyoruz; Kanal Harekâtı Galiçya deyip bırakıyoruz. Oysa bunların gerisine bakmak gerekiyor. Tifüs kolera açlık sefalet her adam başı yol kesen çeteler ekilemeyen araziler hastalıklı insanlar cenazeleri kaldıran kadınlar... Toplum tarihi sürekli göz ardı edilmiş Türkiye'de hâlâ da ediliyor. Sözlü olarak bizlere bunları anlatacak insan bulamayacağımıza göre pek çok şey karanlıkta kaldı gitti."

Bu duruma rağmen karamsarlığa kapılmayan Sakaoğlu özellikle genç tarihçilere bir öneride bulunuyor: "II. Dünya Savaşı yıllarının toplumsal tarihi sözlü tarih verileriyle halen yazılabilir; onu yaşayanlar henüz hayatta bari onu kaçırmayalım. O yıllarda 20'li-30'lu yaşlarında olanlar çok şeyler anlatabilirler."

Sakaoğlu arşiv belgelerinde merkezin formüle ettiği gerçekdışı hukuksal ve yönetsel metinlerin de olabileceğini ayrıca kişisel çıkar ya da kaygılar yüzünden merkeze yanlış bilgiler verilmiş olabileceğini bu yüzden belgelere yüzde yüz güvenmemek gerektiğini belirtiyor. Sakaoğlu'na göre bunda meslek hayatının özellikle bürokrasi ile ilgili olan yönü de etkili olmuş zira resmi yazılarda yalan ve yanlış bilgileri çok görmüş.


Köse Paşa Hanedanı kitabıyla1985 Sedat Simavi Ödülü'nü kazandı.

Sakaoğlu gelen bir soru üzerine arşiv belgelerini ve sözlü bilgileri kullanış tarzını bunlar arasındaki ilişkiyi ve sözlü anlatım ile yazılı belge çeliştiğinde sözlü olana daha fazla güvendiğini şöyle açıklıyor:

"Köse Paşa'da 800 arşiv belgesi 200 de sözlü bilgi kullanmıştım yani arşiv belgeleri dört misli fazla. Gayet tabii sözlü bilgiler arşivlerin vereceği bilgi kadar zengin olamaz. Ama ikisini bir araya getirip müşterek noktaları doğrulamaları kanıtlamaları çelişkileri bulmak zevkli bir uğraşıdır. Olayın başka türlü seyrettiğini arşiv belgesindeki bilginin yanlışlığını bulabilirsiniz.




Örneğin Köse Paşa tarihindeki bir olay: Veli Paşa'yı Kürt kadınlar başına sopalarla vurup öldürmüşler ama Sivas valisi Baba İbrahim Paşa İstanbul'a 'Veli Paşa'yı yakaladım ve idam ettim' diye yazmış. İbrahim Paşa'nın önüne ölüsü getirilmiş o da ölünün başını kestirmiş İstanbul'a vücudunu da Divriği'ye göndermiş. Ben bunu en az yedi-sekiz kişiye teyit ettirdim. 'Babaannemden dinledim öyle anlattı dedemden dinledim öyle anlattı' dediler. Hatta yetinmedim bir de Akçadağlı Hacı Memur diye bir adam buldum o da bana 'Ben de öyle duydum kadınlar öldürmüş derler' dedi. Fakat arşivdeki belgelerin hepsinde Veli Paşa'nın İbrahim Paşa tarafından Arga'da idam edildiği yazılı. Tarihçiye düşen görev 'Sorduğumuz kimselere göre Kürt kadınlar öldürmüş fakat arşiv belgelerine göre İbrahim Paşa idam ettirmiştir' deyip geçmek değildir. Bence bu tarihçilik değil. Asıl tarihçilik burada Veli Paşa'nın nasıl öldürüldüğü meselesine bir nokta koymaktır. İki sağlam sözlü bilgi çoğu zaman resmi belgelerden daha güvenilir olabilir. Çünkü öbüründe sorumluluktan kaçma uyutma göze girme ödül alma kaygıları olabilir. Nitekim Baba İbrahim yazısını gönderdikten sonra II. Mahmud da 'Bu başarından dolayı seni kutlarım. Sana çelenk ve kılıç gönderdim; tazimle karşıla kılıcı kuşan ve saltanatıma dua et' diyor."

Sakaoğlu tarihçinin elindeki belgeye çok yönlü yaklaşarak farklı sorular sorması gerektiğini de II. Abdülhamid'in İstanbul isimli gemisinin demirbaş defterini göstererek açıklıyor:
"Abdülhamid için bir 'Korvet-i Hümayun' alınmış ve adına İstanbul denilmiş. Elimizdeki demirbaş defterinde Bohemya işi kristal takımlar içki takımları yemek takımları porselenler koltuk vs her şey var. İrdelerseniz ne yok biliyor musunuz? II. Abdülhamid'in Müslümanlığının ve halifeliğinin gereği olarak bulunması icap eden ne seccade var ne Kur'an var ne de rahle. Gerçi Abdülhamid bu gemiye hiç binmemiştir ancak binseydi içebilir yiyebilir oturabilir dinlenebilir ama ne Kuran okuyabilir ne de namaz kılabilirdi. Her belge birçok açıdan değerlendirilebilir veya eski bir atasözünde olduğu gibi nasıl bir kasap bir koyundan iki post çıkarmaya uğraşırsa tarihçi de bir belgeden birkaç şey çıkarma savaşı vermelidir."

YEREL TARİHÇİLİK VE YERLİLİK

Daha çok yerel tarih üzerine çalışan Sakaoğlu tarihçinin sağlıklı bir çalışma yapabilmesi için araştırdığı yerle bir bağının olması gerektiğini belirtiyor:
"Yerel tarihler genel toplum tarihine temel oluşturmalıdır. Yerel tarihleri yazanların da yerellikle bağlantıları çok yönlü olmalıdır oranın insanı olmalıdır veya oranın insanı olabilecek derecede orayla kaynaşmış olmalıdır. O yerle çok yönlü bağlantınız yoksa yerel tarihçi olmanız zordur. Divriğili olduğum için Divriği tarihine sıcaklık duydum ve orayla ilgili yaptığım çalışmalarda kolay kolay yanlışlığa düşmedim çünkü her şeyi sorgulayabiliyordum. Örneğin Divriği'de İmam Bey diye tanınan adamı Başbakanlık Arşivi'nde Mir Hüseyin Bey olarak bulmakta güçlük çekmedim."

SAKAOĞLU'NUN MUTFAĞI

Sakaoğlu devlet merkezli tarihten kopamayışımızı bir açıdan geçmişteki müderrislerin kadıların imamların vb okuryazar insanların gündelik yaşamlarını kaleme almamalarından doğan boşluğa da bağlıyor. Bu bağlamda kendi sorumluluğunu her günün sonunda o gün yaşadıklarını tarih yazıcılığı bakışıyla yazdığını açıklıyor.

"1963 yılından beri her gün hiç değilse bir sayfa yazıyorum. En zor anlarımda bile belki ertesi gün tutmak kaydıyla bir şeyler yazıyorum. Şayet sözgelimi Konya Karatay Medresesi'nin müderrisleri de rahlelerindeki bir deftere olup bitenleri şöyle ikişer üçer cümleyle yazsalardı elimizde muazzam kaynaklar olurdu. Bütün kentlerde yaşanan olayları depremleri salgınları afetleri baskınları okuryazar insanlar müftüler kadılar kaleme alsalardı yani şu bildiğimiz kadı sicillerinin dışında biraz daha özgür kent yaşamıyla ilgili not tutma alışkanlığı olsaydı Batı'da örneklerine rastladığımız kaynaklar bizde de olabilirdi. Ben de biraz bu endişelerden dolayı biraz da böyle bir boşluktan dolayı belki 35 yıldır aksatmadan her gün yazmaya çalışıyorum."

Sakaoğlu ayrıca bütün bu zaman boyunca yazılı belgeler yazma kitaplar topladığını belirtiyor.

01DeLjKaNLj isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:25 PM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8 (Türkçe)
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Türkçeye: StemCell tarafından çevrilmiştir.
Toplistler hosting - - - -
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394