Forum Reyi , Daha Neyi Arıyorsunuz - Film, Fragman, Mp3 - Mp4, DivX, inndir, Program & Album
isminiz@reyi.net Windows Live™
Destekli 5 GB Mail Servisi

Geri git   Forum Reyi , Daha Neyi Arıyorsunuz - Film, Fragman, Mp3 - Mp4, DivX, inndir, Program & Album > Her Telden > Din Bilimleri > İslamiyet
Kayıt ol Türkçe Filmler Müzik Haberleri Oyun Download Arama Bugünki Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-01-2008, 04:47 PM   #1 (permalink)
Administrator
 
MICROSOFT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.550
Teşekkür: 114
662 Mesajında 1.429 Teşekkür Aldı
Seviye: 56 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 2084 / 2084
Güç: 2183 / 3374
Deneyim: 57%

Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : MICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond repute
MICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond repute
Arrow Zariyat suresi tefsiri(savfetut tefasir)

ZÂRİYÂT SÛRESİ


Mekke'de inmiştir. 60 âyettir.

Takdim


Bu mübarek sûre, iman esaslarım yükselten, gözleri, bir ve herşeye gücü yeten Allah'ın kudretine çeviren ve takva ve iman esasları üzerine yerleşmiş bir akîde kuran Mekkî sûrelerdendir.
Bu mübarek sûre, toz kaldıran, denizlerde gemileri yürüten rüzgarlar*dan, yağmur sularını taşıyan bulutlardan, bir olan Allah'ın kudretiyle su üzerinde giden gemilerden, ve mahlukatın işlerini yürütmekle görevli te*miz meleklerden söz ederek başlar. Öldükten sonra dirilme ve hesabın ve haşrin mutlaka meydana geleceğine dair bu dört şeye yemin edilmiştir.
Sonra sûre burdan, Kur'an'ı ve âhireti yalanlayan Mekke kâfirlerinden söz eder. Onların dünyadaki hallerini ve âhiretteki akıbetlerini açıklar. Şöyle ki, onlar cehennem ateşine arzedilirler ve onun azabına ve cezasına atılırlar.
Bundan sonra sûre, takva sahibi mü'minlerden ve Allah'ın, âhirette onlara hazırladığı nimet ve ikramlardan bahseder. Bu nimetler onlar için, dünyada güzel amel işlediklerinden dolayı hazırlanmıştır. Sure bunlardan, Kur'an'm teşvik ve sakındırma, mazur görme ve korkutma üslubuyla söz eder.
Daha sonra sûre, bu geniş kâinatta yani göklerde, yerlerde, dağlarda, vadilerde ve insanın eşsiz surette ve en güzel bir yaratılışla yaratılmasın*da, Allah'ın birliğini ve gücünü gösteren delillerden bahseder. Bütün bunlar, âlemlerin rabbinİn gücünü gösteren delillerdir.
Bundan sonra sûre, değerli peygamberlerin kıssalarından, azgın mil*letlerin peygamberlere karşı tutumlarından ve başlarına gelen azap ve he*lakten söz eder. İbrahim, Lut ve Musa (a.s)'nin kıssalarım ve azgın ve zorba olan Ad, Semud ve Nuh kavminin kıssalarını anlatır. Kur'an-ı Kerim'de bu kıssaların anlatılması ve tekrar edilmesinde, değerli peygamberler için bir teselli ve basiret sahipleri için de bir ibret vardır. Aklı olan veya hazır bu*lunup kulak veren kimseler bundan ibret alır.
Bu mübarek Sûre, insan ve cinlerin yaratılmasındaki maksadı açıklayarak sona erer. O da Yüce Allah'ı tanımak. Ona ibadet etmek ve bir*lemektir. Çeşitli yaklaşma vesileleri ve ibadetlerle sadece ve samimiyetle Ona yönelmektir. [1]

Bismillâhirrahmânirrahîm
1, 2, 3, 4, 5, 6. Esip savuranlara, yük yüklenenlere, kolayca süzülenlere, işi taksim edenlere andolsun ki, size va'dedilen kesinlikle doğrudur ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
7, 8, 9. Yollara sahip göğe andolsun ki, siz şüphesiz farklı bir söz ve görüş içindesiniz. Bundan çevrilen çevrilir.
10. Kahrolsun o koyu yalancılar!
11. Onlar eğlenceye dalmış gafillerdir.
12. Ceza gününün ne zaman olduğunu sorarlar.
13. O gün onların ateşe sokulacakları gündür.
14. "Azabınızı tadın! Acele gelmesini beklediğiniz şey budur işte!" denir.
15, 16. Şüphesiz ki sakınanlar Rablerinin kendi*lerine verdiğini alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar. Kuşkusuz onlar, bundan önce dünyada güzel iş yaparlardı.
17. Geceleri pek az uyurlardı.
18. Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.
19. Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.
20. Kesin olarak inananlar için yeryüzünde âyet*ler vardır.
21. Kendi nefislerinizde de öyle. Görmüyor musu*nuz?
22. Rızkınız da, size va'dedilen şeyler de semâda*dır.
23. Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.
24. İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sa*na geldi mi?
25. Onlar İbrahim'in yanına girmişler, selâm ver*mişlerdi. O da selâmı almış, "Bunlar tanınmamış bir topluluk" demişti.
26. Hemen ailesinin yanma giderek, semiz bir da*na getirmiş,
27. Onların önüne koyup "Yemez misiniz?" de*mişti.
28. Derken onlardan endişeye düştü. "Korkma" dediler ve ona âlim bir oğlan çocuğu müjdelediler.
29. Karısı çığlık atarak geldi. Yüzüne vurarak "Ben kısır bir kocakarıyım" dedi.
30. Onlar "Bu böyledir. Rabbin söylemiştir. O, hikmet sahibidir, biiendir." dediler.
31. İbrahim "O halde işiniz nedir ey elçiler?" dedi.
32. Biz dediler, suçlu bir kavme gönderildik.
33. Üzerlerine çamurdan taş yağdırmamız için (geldik).
34. (Bu taşlar), aşırı gidenler için Rabbinin katın*da işaretlenmiş (taşlardır).
35. Bunun üzerine orada bulunan mü'minleri çı*kardık.
36. Zâten orada bir ev halkından başka müslüman da bulmadık.
37. Elem verici azaptan korkanlar için orada bir alâmet bıraktık.

Kelimelerin İzahı


Hubük, kümesinin çoğulu olup, "yollar" demektir. Ve*zin ve mânâ bakımından tarika (yol) kelimesine benzer. Zeccâc şöyle der: Hubük, "güzel yollar" demektir. lûgatta, "işi güzel yapılan" demek*tir.[2]
İbn A'rabî de şöyle der; Her şey ki, sağlam yaptın ve onun işini güzel ettin, o zaman, sana, "onu güzel yaptın" mânâsında denilir.[3]
Harrâsûn, "yalancı" mânâsına gelen kelimesinin ço*ğuludur.
Ğanıra, bir şeyi örten ve kapatan manasınadır. "Derin nehir" için denmesi de bundandır.
Uyurlar. "gece uyumak" demektir.
Hissetti.
Sarra, feryat ve çığlık manasınadır.
Müsevveme; âlâm etlenmiş, damgalanmış demektir. [4]

Âyetlerin Tefsiri


1. Bu, Yüce Allah'ın yaptığı bir yemindir. Yani, toprağı savurup dağıtan ve kumları bir yerden başka bir yere taşıyan rüzgârlara ye*min ederim. [5]

2. Yağmur taşıyan bulutlara yani, İnsana hayat veren su yüklü bulutlara yemin ederim. [6]

3. Âdemoğlunun soyunu taşıyarak su yüzünde kolaylıkla ve rahatça akıp giden gemilere yemin ederim. [7]

4. Kullar arasında nzıkları ve yağmurları bölüştüren me*leklere yemin ederim ki size va'dedilen doğrudur. Her melek bir işle görev*lendirilmiştir. Cebrail (a.s.) peygamberlere vahiy getirmekle; Mikail, (a.s.) rızık ve rahmet dağıtımıyle; İsrafil (a.s.) sûr'a üfürmekle; Azrail (a.s.) de, ruhları almakla görevlidir.[8] Tefsirciler şöyle der: Kendileriyle yemin edi*len bu şeyler değerli oldukları ve bunlarda Allah'ın güzel sanat ve gücüne delâlet bulunduğu için, Yüce Allah bunlarla yemin etti. Yüce Allah bundan sonra, yeminin cevabını söylemek üzere şöyle buyurdu: [9]

5. Size va'dedilen sevap, ceza, haşir ve neşir kesinlikle haktır, muhakkak olacaktır, onda yalan yoktur. [10]

6. Hesap, mutlaka gerçekleşecektir.
Bundan sonra Yüce Allah, başka bir yemin zikrederek şöyle buyurdu: [11]

7. Sağlam yolları olan ve sağlam yapılı olan göğe ye*min ederim ki, [12]

8. Bu, yeminin cevabıdır. Yani, Ey kâfirler! Kuşku*suz siz, Muhammed'in işi hususunda tutarsız bir görüştesiniz. Kiminiz "O bir sihirbaz" diyor, kiminiz, "O, bir şairdir" diyor. Bazılarınız da, "O, bir de*lidir" diyor. Daha başka görüştü olanlar da vardır. İbn Abbas der ki: Zâtu'l-hubuk'ten maksat, "Düz güzel yaratılışlı" demektir. [13]

9. Dul ne Allah'ın ilminde hidayetten döndürülen ve saadetten mahrum edilen kimse, Kur'an'a ve Muhammed (a.s.)'e imanden döndürülür. [14]

10. Peygamber bir sihirbazdır, bir yalancıdır ve bir şâirdir, diyen yal ani ayıcılar lanetlenmiştir. İbnu'l-Enbârî şöyle der: Kati Allah'tan bildirilmişse, lanet mânâsına gelir. Çünkü Allah'ın lanet ettiği kimse, öldü*rülmüş ve yok olmuş sayılır.[15]

11. Onlar âhiret işinden gafil olup eğlenceye da*lanlardır. [16]

12.Yalanlamak ve alay etmek maksadıyle, "hesap ve ceza günü ne zamandır?" diye sorarlar. Yüce Allah onlara cevap olarak şöyle buyurur: [17]

13. Bu hesap ve ceza, cehenneme girecekleri ve orada yakılacakları gün gerçekleşecektir. [18]

14. Cehennem bekçileri onlara, "Azabınızı ve cezanızı ta*dın" derler, Bu ceza, alay etmek maksadıyle, "çabuk olsun" dediğiniz cezadır. Yüce Allah, kâfirlerin durumlarını anlattıktan sonra itaatkâr mü'minleri anlattı: [19]

15. Takva sahipleri, içinde akan pınarlar bulunan bahçelerdedir. Bu pınarlar o bahçelerde, gezilebilecek yerlerin sonuna ka*dar akar. [20]

16. Onlar, Rablerinin onlara ihsan ettiği ikram ve ni*metlerle hoşnut olmuşlardır, Onlar dünya yurdunda güzel amel işlerlerdi. Bundan sonra Yüce Allah onların yaptığı güzel amel*lerden birazım anlattı: [21]

17. Onlar, gecenin az bir bölümünde uyurlar, çoğunda namaz kılarlardı. Hasan Basrî şöyle der: Gece namaz kılma me*şakkatine katlandılar. Onlar, gecenin sadece az bir bölümünde uyurlardı.[22]

18. Gecenin sonlarında da, Allah'ın, kusurlarım bağışlamasını dilerlerdi. Onlar güzel amel işlemelerine rağmen kendilerini günahkâr sayarlardı. Bundan dolayı gecenin sonlarında çokça bağışlanma*larını dilerlerdi. Ebussuud şöyle der: Onlar az uyumalarına ve çok teheccüd namazı kılmalarına rağmen, gecenin sonlarında istiğfara devam ederlerdi. Onlar sanki gecelerinin ilk bölümlerini suç işleyerek geçirmişler de, seher vakitlerinde bağış diliyorlar.[23] Bu âyet, güzel amel işleyenler için ikinci bir övgüdür. [24]

19. Bu da üçüncü bir övgüdür. Yani, onların mallarında, cömertlik gereği, muhtaç dilenciye ve haysiyetini korumak maksadıyle iffetinden dolayı istemeyenlere, ödemeyi kendilerine farz kıldıkları belirli bir pay vardır.[25][26]

20. Allah'ı yarattıkları sayesinde taruyan ve O'na ve yüceliğine kesin bir imanla inanan kimseler için, yeryüzünde Allah'ın birliğini ve gücünü gösteren apaçık deliller vardır. İbn Kesîr şöyle der: Yeryüzünde, onu yaratanın büyüklüğünü ve gücünün enginliğini gösteren deliller vardır. Bunlar çeşitli bitki ve hayvan türleri, dağlar, çöller, deniz*ler, nehirler, insanların dil ve renklerinin farklı olması; akıl, anlayış, mut*luluk ve bedbahtlıkta farklı olmaları ve onların terkiplerinde bulunan eşsiz yaratılıştır.[27] Bunun içindir ki Yüce Allah, daha sonra şöyle buyurdu: [28]

21. Yaratılışının başından sonuna kadar, kendi varlığınızda da deliller ve ibretler vardır. Allah'ın sizi yaratmadaki kudre*tine bakıp ta, öldükten sonra diriltebileceğini anlayamıyor musunuz? İbn Abbas şöyle der: Burada Yüce Allah şekil, dil, renk, huy, göz, kulak, akıl ve Âdemoğluna verilmiş olan diğer harikulade özellikleri kastediyor.[29] Katâde de şöyle der: Kim, kendi yaratılışı hususunda düşünürse, ancak ibadet için yaratıldığını ve mafsallarının bunun için yumuşak kılındığını anlar. [30]

22. Gökte rızık ve geçim sebepleriniz vardır. Bundan maksat ülkelere ve kullara hayat veren yağmurdur. Size va'dolunan sevap ve ceza da, aynı şekilde gökte yazılıdır. Sâvî şöyle der: Ayetten maksat nimetleri saymak, vaad ve tehditte bulunmaktır.[31]

23. Size va'dedilen rızık, öldükten sonra dirilme ve haşrin gerçek olduğuna, konuşmanız gibi mutlaka meydana geleceğine dâir, göklerin ve yerin Rabbine yemin ederim. Konuş*tuğunuz zaman, bu konuşmanız hakkında nasıl şüphe etmiyorsanız, aynı şekilde rızık ve öldükten sonra dirilme hakkında da şüphe etmemeniz gere*kir. Tefsirciler şöyle der: Bu, benzetme ve temsil yollu bir ifadedir. Yani, konuşmanızın gerçekliği gibi, rızıklarımzm gökte taksim edildiği de bir gerçektir. Bunda bir şüpheniz olmasın. Bu, Arapların şu sözüne benzer: Bu, senin burada olman gibi gerçektir. Bu, görmen ve işitmen gibi bir gerçek*tir.[32] Rızık, konuşma gibidir. Hiçbir zaman şahıstan ayrılmaz. Hadiste şöy*le buyrulmuştur: Sizden biri eğer, rızkından kaçsa, rızkı onu mutlaka, Ölü*mün takip etmesi gibi takip eder.[33]
Bundan sonra Yüce Allah, Şerefli Peygamberinin (s.a.v.) kalbine te*selli vermek için, İbrahim'e (a.s.) gelen misafirlerin kıssasını anlattı: [34]

24. Bu soru, o kıssanın şanının yüce olduğunu ifade ve teşvik içindir. Nitekim kişi, muhatabım haberi dinleme*ye teşvik etmek isteyerek, "Falanla ilgili haber sana geldi mi?" der. Buna göre mânâ şöyledir: Ey Muhammedi ibrahim'in o yüce misafirlerinin haberi senin kulağına geldi mi? İbn Abbas şöyle der: Yüce Allah bununla Cebrail, Mikâil ve İsrafil (a.s.)'i kastediyor.[35] Bu melekler Allah katında değerli ol*dukları için, onlara "mükremîn" denildi. [36]

25. Hani İbrahim'in yanına girmişler ve "Sana se*lâm veriyoruz" demişlerdi de, İbrahim (a.s.) o zaman, "Selâm size, siz yabancı bir topluluksuzun. Sİzi tanımıyoruz. Siz kimsiniz? demişti. İbn Kesîr şöyle der: Melekler onun yanma heybetli ve azametli güzel gençler şeklinde geldikleri için onları yabancı saydı.[37] Ebû Hayyân da şöyle der: İbrahim (a.s.)'in haline uygun olan, onlara bu şekilde hitap et*memesidir. Bunda açıkça bir soğuk davranış vardır. İbrahim (a.s.) bunu sa*dece kendi kendine söylemiştir. Veya, o misafirlerin duymayacağı bir şe*kilde, yanında bulunan tâbilerine ve hizmetçilerine söylemiştir.[38]

26. İbrahim (a.s.), misafirlerinden gizlice hemen ailesinin yanma gitti. Çünkü misafir farkına varmadan ziyafeti çabucak hazırlamak ev sahibinin uyması gereken kurallardandır. Bunu, misafirin kendisini en*gellemesinden sakındığı veya geç kaldığı takdirde misafire sıkıntı vermek*ten çekindiği, için böyle yapar. İbn Kuteybe şöyle der: İbrahim (a.s.) gizlice ailesine döndü. Ayette geçen pij fiilinin mastarı olan ancak gizlice gid*ip gelmeye denir.[39] Onlara, kızartılmış besili bir buzağı ge*tirdi. sığır yavrusuna denir. Onun malının çoğu sığırdı. Onlar için, daha fazla ikram etmek maksadıyla besili birini seçti. [40]

27. Buzağıyı onlara yaklaştırıp Önlerine koydu, fakat yemediler. Bunun üzerine güler yüzle ve yumuşak bir şekilde: "Ye*meğe buyurmaz mısınız?" dedi. İbn Kesîr şöyle der: Âyette nazik bir ifade ve güzel bir arzediş vardır. Bu âyet, misafirlik âdabını tanzim etmektedir. Şöyle ki, İbrahim (a.s.) yemeği, onlar farkına varmadan çabucak getirdi. Önceden, size yemek getireceğim deyip bunu başlarına kakarak onları in*citmedi. Bilakis gizlice ve çabucak getirdi. Mevcut malının en iyisi olan genç, besili ve kızarmış buzağıyı getirdi. Onu sofraya koyup da"buyrun" de*medi. Bilakis buzağıyı onlara yaklaştırıp önlerine koydu. Muhataba ağır gelecek bir şekilde onlara kesin bir ifadeyle emretmedi.
Aksine, nezaketle sunmak suretiyle, "Yemez misiniz?" dedi. Bu, kişinin şöyle demesine benzer:"Lütuf, ihsan ve sadaka vermeyi uygun görür*sen, öyle yap"[41]

28. Yemeği yemediklerini görünce içine bir korku düştü. Ona dediler ki: "Korkma, biz, Rabbinin elçileriyiz" ve ona, eşi Sâra'dan doğacak olan ve bulûğ çağma erdiğinde âlim olacak bir çocuğu müjdelediler. Ebû Hayyân şöyle der: Bu âyette, çocuğun âlim oluncaya kadar yaşayacağına müjde vardır.[42] Cumhur, müjdelenen bu çocuğun İshâk (a.s) olduğu görüşündedir. Çünkü Yüce Allah meâlen şöyle buyurmuştur: "Ona İshâk'ı, İshak'ın ardından da Ya'kûb'u müjdeledik"[43]

29. Sara, müjdeyi işitince bağırarak ve çığlık atarak onlara doğru geldi. Tefsirciler şöyle der: Sara, evin bir köşesinde idi. Müj*deyi duyunca, bunun açıklanması isteğiyle büyük bir çığlık atarak onlara doğru geldi, Kadınların hayret anındaki âdetleri üzerine elini yüzüne vurdu. İbn Abbas şöyle der: Kadınlar, enteresan bir işe şaştıkları za*man yaptıkları gibi Sara da hayretinden yüzüne tokat vurdu.[44] Dedi ki: Ben ihtiyar kısır bir kadınım. Nasıl doğururum? Akîm, gebe kal*madığı için asla doğurmayan kadındır. Celâleyn yazarı şöyle der: Sara 99 yaşında, İbrahim (a.s.) ise 120 yaşında idi.[45]

30. "Durum sana bildirdiğimiz gibidir. Ezelde Rabbin böyle hükmetti. Onun için şaşma, bu hususta kuşkulanma" dediler. Kuşkusuz o, yaptığında hikmet sahibi olan ve kulların yaptık*larım bilendir. [46]

31. İbrahim (a.s.) dedi ki: Ey itaatkâr melek*ler! Gönderilmenize sebep olan bu Önemli iş nedir! Beyzâvî şöyle der: On*ların melek olduğunu ve önemli bir iş olmadan toplu halde inmeyeceklerini bildiği için bunu sordu.[47]

32. Dediler ki: Allah bizi, suçların en kötüsünü işleyen yani homoseksüellik yapan Lût (a.s.) kavmini yok etmek için gönderdi. Lût (a.s.) kavmi, birçok günah sahibi idiler. Bunlar, küfür ve isyan gibi büyük günahlardı. [48]

33. Onları ateşle pişmiş, taşlaşmış çamurdan meydana gelen ve siccîl adı verilen taşlarla öldürmek için Allah bizi gön*derdi. Ebû Hayyân şöyle der: Siccîl, kiremitin pişirildiği gibi, taş sertliğini alıncaya kadar pişirilen çamurdur.[49]

34. Sının aşıp günah işleyenler için, Rableri katında üzerine, bir alâmetle konmuş taşlardır. Herbiri üzerinde, onunla he*lak edilecek olan kişinin adı yazılıdır. Sâvî şöyle der: Lût (a.s.) şehirlerin*de 600.000 kişi vardı. Cebrâîl (a.s.) kanadını o yerin altına sokup beldelerini yerinden söktü ve o kadar yükseltti ki, göktekiler onların sesini işittiler. Sonra oranın altını üstüne getirdi. Sonra oradan dışarda kalanların üzerine taş yağdırdı.[50]

35. Lût (a.s.) kavmi beldelerinde bulunan mü'minleri çıkardık ki, helak olmasınlar. [51]

36. Araştırma ve incelemeden sonra, orada müslümanlardan olan bir tek evin dışında hiçkimse bulunmadı. Mücâhid şöyle der: Onlar, Lût (a.s.) ve iki kızıdır. Âyetten maksat, azaptan kurtulan mü'minlerin azlığını yok olmaya müstehak olan kâfirlerin çoklu*ğunu açıklamaktır. Celâleyn yazarı şöyle der: Kurtulanlar iman ve İslam sıfatlanyle nitelendiler. Yani, onlar kalpleri ile tasdik edici, uzuvlarıyla da itaat edici kimselerdir.[52]

37. Zalimleri yok ettikten sonra, ülkenin altını üstüne çevirmek suretiyle helak edildiklerine bir alâmet ola*rak, Allah'ın azabından korkanlar için, o helak olan beldelerde bir alâmet bıraktık. Çünkü Allah'ın azabından ibret alacak olanlar onlardır. İbn Kesir şöyle der: âyetinden maksat şudur: O beldeyi, onlara indir*diğimiz azab ve ceza ile bir ibret kıldık. Onların yurtlarını kokuşmuş pis bir göl haline getirdik. İşte bunda, elem verici azaptan korkan mü'minler için bir ibret vardır.[53]

Bir Uyarı


Fahreddin Râzî şöyle der: İbrâhîm (a.s)'in misafirleri kıssasında, Pey*gamber (a.s.), kendi dışındaki peygamberlerin de onun gibi oldukları açık*lanmak suretiyle, teselli edilmektedir. İbrahim (a.s.) peygamberlerin şeyhi ve Hz. Peygamber (a.s) de bazı konularda onun sünneti üzerinde olduğu için, Yüce Allah onun kıssanını seçti. Bu kıssada misafirler olayı ve sapık günahkârların başına taş indirme olayı anlatılarak Peygamber (a.s.)'in kav*mi uyarılmıştır.[54]

38. Musa'da (ibretler vardır.) Hani onu apaçık bir delil ile Firavun'a göndermiştik.
39. Firavun ordusuyla birlikte yüz çevirmiş, "O bir büyücü veya bir delidir" demişti.
40. Nihayet kınanmasını gerektiren işler yapar iken onu da ordularını da yakalayıp denize attık.
41. Âd kavminde de (ibretler vardır.) Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.
42. Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.
43. Semûd kavminde de (ibretler vardır.) Hani on*lara "Bir süreye kadar faydalanın" denmişti.
44. Rablerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden kendilerini göre göre yıldırım çarpmıştı.
45. Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.
46. Bunlardan önce de Nuh kavmini helak etmiş*tik. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplum idiler.
47. Göğü kendi gücümüzle biz kurduk ve biz (onu) elbette genişleticiyiz.
48. Yeri de döşedik. Ne güzel döşeyiciyiz!
49. Her şeyden de çift çift yarattık ki, düşünüp öğüt alasınız.
50. "O halde Allah'a koşun. Çünkü ben, sizi O'n-dan açık bir şekilde korkutuyorum."
51. Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Ben sizi O'ndan açık bir şekilde korkutuyorum.
52. İşte böylece, onlardan öncekilere herhangi bir peygamber geldiğinde hemen "O, bir büyücüdür veya delidir" dediler.
53. Bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır, onlar azgın bir topluluktur.
54. Onlardan yüz çevir. Artık sen kınanacak de*ğilsin.
55. Sen (yine de) öğüt ver. Çünkü öğüt mü'minlere fayda verir.
56. Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk et*sinler diye yarattım.
57. Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.
58. Şüphesiz Allah, rızık verendir, güç ve kuvvet sahibidir.
59. Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, arkadaşla*rının payı gibi bir azap payı vardır! O halde acele etme*sinler!
60. Kendilerine vadedilen günden dolayı vay o kâ*firlerin hâline!

Âyetlerin Öncekilerle Münasebeti


Yüce Allah önceki âyetlerde, İbrahim (a.s.)'in, Lût kavmini helak et*mek için gönderilen misafirlerinin kıssasını anlattı. Ardından burada azgın milletlerin kıssalarını anlattı. Bunlardan Firavun ve ordusunu, Âd, Semûd ve Nûh kavimlerini zikretti. Bütün bunları Peygamber (a.s.)'i teselli etmek ve insanlara, Allah'ın, kendisinin ve peygamberlerinin düşmanlarından in*tikam alacağını hatırlatmak için anlattı. Daha sonra, birliğini ve gücünü gösteren delilleri zikretti ve bu mübarek sûreyi, sapık yalancıları uyararak sona erdirdi. [55]

Kelimelerin İzahı


Onları attık. el~yemm, deniz demektir. Mülîm, Kınanacak şeyleri yapan manasınadır. er-Ramîm, yok olup çürüyen şey. Zeccâc şöyle der: Ramîm, kırıntı gibi, parçalanmış kuru yapraktır.[56] Kemik çürüdüğünde deni*lir. Çürümüş kemiğe denir. Cerîr, oğluna mersiye söyleyerek şöyle der:
Zaman, gözümün nurunu aldığında ve ben çürümüş kemik gibi kaldığımda beni bıraktın.[57]
el-Mâhidûn, yayanlar ve çiğneyenler. Sen, yatağı yayıp dü*zelttiğinde dersin. Mastarı gelir. Bir şeyi düzeltmek ve ıslah etmek demektir.
Zenûb, azaptan bir pay demektir. [58]

__________________



Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!
MICROSOFT isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:00 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8 (Türkçe)
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Türkçeye: StemCell tarafından çevrilmiştir.
Toplistler hosting - - - -
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394