|
|
|
|||||||
| Kayıt ol | Türkçe Filmler | Müzik Haberleri | Oyun Download | Arama | Bugünki Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#21 (permalink) | |||||||||
|
Administrator
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.429
Teşekkür: 111 555 Mesajında 1.200 Teşekkür Aldı Seviye: 56 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 2070 / 2070 Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Zenbilli Ali Efendi ( .... - 1526)
Osmanlı devrinin sekizinci Şeyh’ül-İslamıdır. Asıl adı Ali Cemali olan Zenbilli Ali Efendi, “Zenbilli Müfti” unvanıyla meşhurdur. Molla Fenari’nin hocası ve Sultan I. Murad zamanın ünlü ulemasından Cemalüddin Muhammed Aksariy soyundan Ahmet İbn-i Mehmet Çelebi’nin oğludur. Karaman’da doğmuştur fakat doğum tarihi belli değildir. İlk tahsilini Karaman ve Konya’da yaptıktan sonra, istanbul’da Molla Hüsrev’in, Bursa’da Mevlana Hüsamzade Muslihiddin Efendi’lerin derslerine devam ederek onlardan icazet aldı. Bursa’da hocasının kızı ile evlendi. Tahsilini tamamladıktan sonra Edirne Taşlık Ali Bey Medresisi’ne müderris tayin edilse de, Karamanlı Mehmet Paşa ile aralarının açılması üzerine, bu medresede uzun süre kalmadı. Sadrazam kedisini düşük bir maaşla Beylerbeyi medresesine atayınca, Zenbilli Ali Efendi, şeref ve haysiyetini gözeterek istifa etti ve Şeyh Muslihiddin İbn-i Vefa Hazretlerinin hizmetine girdi. Fatih Sultan Mehmed’in vefatı ile II. Beyazıd tarafından saraya davet edilse de davete icebet etmedi. Kendisine gücenen padişah, Zenbilli Efendi’yi önce Bursa’ya sonra da Amasya’ya müderris olarak sürgün etti. İsmail Hami Danişmend, davete icabet etmemesinin sebebini onun Sultan Cem taraftarı olabileceği ihtimaline bağlar. Sürgünden izinsiz ayrıldığı için görevinden azledilirse’de Padişah II. Beyazıd’ın görmüş olduğu bir rüya üzerine, Zenbilli Ali Efendi affdilerek, 1503 yılında Şeyh’ül İslam oldu. Ayrıca yeni bitmiş olan Beyazıd Medresesi’ne müderris olarak atandı. Yavuz Selim’in tahta çıkması ile ünü daha da arttı. Doğruluğu ve hakseverliği ve cesateri ile, Yavuz’un gözüne girdi ve onu etkisi altına aldı. “Eğer şeriata aykırı emirler verirsen, ben de senin hal’ine fetva veririm” diyecek kadar cesur ve hakşinas davrandı. Kanuni döneminde de görevde kalan Z. Ali Efendi Rodos’un fethine de katıldı. Fethi müteakip imam ve hatiplik görevini yaptı orada İslami müesseseleri kurdu. 932 H. 1526 M. yılında İstanbul’da vefat etti. Z. Ali Efendi, Zeyrek yokuşunda medfundur. Şeyh’ül-İslamlık süresi 24 yıldır. Kendisine sunulan soru kağıtlarını (istenen fetvaları) sarkıttığı zenbille alıp, yine cevaplarını soru sahiplerine zenbille verdiği için Zenbilli Ali Efendi ismini almıştır. Fıkıh alanında Muhtaratü’l Feteva isimli bir eseri ile manzum ve mensur iki risalesi vardır. Ayrıca II. Beyazıd adına ahlâk ilmi ile alakalı bir eseri de mevcuddur.
__________________
![]() ![]() Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!
|
|||||||||
|
|
|
|
|
#22 (permalink) | |||||||||
|
Administrator
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.429
Teşekkür: 111 555 Mesajında 1.200 Teşekkür Aldı Seviye: 56 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 2070 / 2070 Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Pir Esad Sultan ( .... - 1263)
Hz. Mevlana ile muasır velilerden birisi de halkın Pisili Sultan olarak bildiği Pir Esad Sultan'dır. Türbesi ve zaviyesi, Pir Esad mahallesindedir. Bu gün, türbenin doğusunda bulunan zaviye ve mescidden eser kalmamıştır. Türbenin kıblesine büyük bir cami inşa edilmiş olup, yakın bir zamanda ibadete açılmıştır. Türbenin doğusunda, önü açık zaviyede Karamanoğulları dönemi meşayihine ait bulunan mezarlar halen mevcut olduğu halde, bu gün zaviye tamamen yok olmuştur. Selçuklu döneminin meşhur şeyhlerinden biri olduğu anlaşılan Pir!Esad Sultan’un baş ucundaki kitabeden onun, Hicri 662 Miladi 1263 yılında vefat ettiğini anlıyoruz. Halkın Pisili Sultan diye andığı bu büyük veli, Mevlana’dan on yıl kadar önce vefat etmiştir. Adından da anlaşılacağı üzere, kedileri çok seven Pir’in vasiyeti üzerine, kedisi de sandukasının sol tarafına ve ayak ucuna doğru gömülmüştür. Pir Esad Sultan’ın kabir taşı kitabesinin Türkçeşi şöyledir: “Rahim ve Rahman yüce Tanrı adıyla. Her canlı fanidir. Ancak Tanrı bakidir. Bu türbe, ulu, yüksek şöhretli Şeyh, dünyada Tanrı’nın Velisi Şeyh Esad’ın türbesidir. Allah’ın rahmeti üzerine olsun. 622 yılında vefat etti.”
__________________
![]() ![]() Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!
|
|||||||||
|
|
|
|
|
#23 (permalink) | |||||||||
|
Administrator
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.429
Teşekkür: 111 555 Mesajında 1.200 Teşekkür Aldı Seviye: 56 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 2070 / 2070 Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sultan Veled (1226 - 1312)
Konya'da yetişen velîlerin büyüklerinden Sultan Veled’in tam adı Muhammed Sultan Bahaeddin Veled’dir. 24 Nisan 1226’da Karaman’da doğan Veled’in babası büyük Türk mutasavvıfı Mevlâna Celâleddin Rumi, annesi Semerkand’lı Şerafeddin Lala’nın kızı Gevher Hatundur. Annesinin Harzem prenslerinden olması dolayısıyla, Sultan Veled diye anıldığı rivayet edilir. Mevlâna, Sultan Veled'e küçük yaşından itibaren ilim öğretmeye başladı ve onu zâhirî ve bâtınî ilimlerde yetiştirdi. Tasavvuf yolunda mârifet, Allahü teâlânın zâtı ve sıfatlarına ait bilgiler verdi. Sultan Veled gençliğinde, her ilimde pek yüksek derecelere kavuştu. Bununla ilgili olarak Mevlâna, oğluna: "Ey oğlum Sultan Veled! Benim dünyaya gelmemin sebebi, senin dünyaya gelmen içindir. Kalbim mârifetler, Allahü teâlânın zâtı ve sıfatlarıyla ilgili bilgilerle doludur. Bu bilgilerin cümlesini sana öğretmekle vazifeliyim." Bir defa da; "Oğlum Sultan Veled, çok talihli ve bahtiyar biridir. Ömrünün, hep rahat ve huzur içinde geçeceğini ümid ediyorum." buyurdu. Sultan Veled, Mevlâna’nın en çok sevdiği talebelerinden Selâhaddîn-i Zerkûb'un kızı, Fâtıma Hâtun ile evlendi ve bu evlilikten ileride büyük evliya olan Ulu Ârif Çelebi dünyaya geldi. Daha sonra kardeşiyle birlikte öğrenim için Şam’a gitti. Ahmet Eflaki, “Ariflerin Menkıbeleri” isimli eserinin yedinci bölümünü ona tahsis etti ve pek çok kerametinden bahsetti. Sultan Veled’i, yakın sırlarının mahzarı ve hakikatları arayanların sultanı olarak vasfeder. Sultan Veled, Çelebi Hüsameddin’i babasının halifesi olarak bildi ve 11 yıl ona bağlı kaldı. Sultan Veled, ilk hanımının vefatından sonra iki kere daha evlendi ve bu evliliklerden de üç oğlu daha oldu. İsimleri Şemseddin Emir Abid, Selahaddin Emir Zahid ve Hüsameddin Emir Vacid’dir. Bunlardan Ulu Arif Çelebi, Abid Çelebi ve Vacid Çelebi şeyh olmuşlardır. Sultan Veled, Hüsameddin Çelebi’nin 1284 tarihinde vefatı üzerine, müridlerinin de ısrarlarına dayanamayarak babasının yerine geçerek Mevlevi şeyhi oldu ve 1312’de vefatına kadar bu makamda kaldı. Mevlâna’nın düşüncelerini sistemleştirdiği ve tarikat biçiminde örgütlendirdiği için Mevlevilik'in asıl kurucusu ve ikinci piri sayılır. Mevlana'nın hayatı boyunca tarikatlara özgü birtakım kurallara uymadığı, kendisine bağlananlar için özel kurallar koymadığı bilinmektedir. Sözgelimi kendisine bağlananlar için ne bir giriş töreni düzenler, ne de belli bir zikir öngörürdü. Diğer tarikatlar gibi özel giysilerle ayrılma yoluna da gitmemişti. Bilinen başlıca uygulaması müridliğe kabul edilenlerin saç, sakal, bıyık ve kaşlarından birkaç kıl kesmek, kendisine halifelik verilenlere de bugün hırka denilen geniş kollu, yakasız, önü açık bir giysi olan fereci giydirmek, halkı aydınlatma görevini simgelemek üzere bir çerağ vermekti. Mevlevilik'in başlıca kurallarından birisi olan semayı da yalnızca aşk ve cezbe için yardımcı bir öğe sayardı. Ancak oğlu Sultan Veled, halifeliği döneminde Mevlana'nın düşüncelerini temel olarak Mevleviliği kendine özgü kuralları, törenleri olan bir tarikat durumuna getirdi. 11 Kasım 1312’de vefat edip Kubbe-i Harda altında babasının yanına defnedilen Sultan Veled, babası Mevlâna Celaleddin-i Rumî ile beraber insanlara doğru yolu gösteren ve nasihat veren eserlerini Farsça’nın yanında Türkçe olarak da kaleme almıştır.
__________________
![]() ![]() Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!
|
|||||||||
|
|
|
|
|
#24 (permalink) | |||||||||
|
Administrator
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.429
Teşekkür: 111 555 Mesajında 1.200 Teşekkür Aldı Seviye: 56 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 2070 / 2070 Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ulu Arif Çelebi (1272 - 1320)
Ulu Arif Çelebi, Sultan Veled Hazretleri’nin büyük oğludur. Annesi Selahaddin-i Zerkubi’nin kızı Fatma Hatun’dur. 670 Hicri ve 1272 Miladi yılı Zilkade ayının 8. Salı günü dünyaya geldi. Ulu Arif Çelebi’ye kadar Sultan Veled’in pek çok çocuğu olmuşsa da hepsi de küçük yaşlarda vefat etmişlerdir. Bu sebeple Ulu Arif Çelebi’nin doğumu başta Hz. Mevlana olmak üzere, ailede büyük sevince vesile olmuştur. Ulu Arif Çelebi’nin emriyle Ahmet Eflaki, meşhur Menakib’ül Arifin isimli eseri yazmış ve böylece kaynak olabilecek büyük bir eser meydana getirilmiştir. Arif Çelebi, yanında Ahmet Eflaki de olduğu halde, başta Tebriz ve Azerbaycan olmak üzere, Anadolu’nun pek çok yerini defaatle gezmiş, oralarda irşadlarda bulunmuşlardır. 1312’de babası Sultan Veled’in vefatı üzerine, Mevlevilik postuna oturmuştur. Bu sıralarda kırk yaşları civarındadır. Mevleviliğin kurulması ve gelişmesinde babası Arif Çelebi’nin de büyük emeği geçmiştir. Ulu Arif Çelebi, 1320 yılında 48 yaşlarında iken vefat etmiştir. Bazı eserlerde doğum tarihi 1271, vefat tarihi ise 1319 olarak gösterilmiştir. Bir de Divanı vardır.
__________________
![]() ![]() Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!
|
|||||||||
|
|
|
|
|
#25 (permalink) | |||||||||
|
Administrator
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.429
Teşekkür: 111 555 Mesajında 1.200 Teşekkür Aldı Seviye: 56 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 2070 / 2070 Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sadır Sultan ( .... - .... )
Selçuklu dönemi büyüklerinden birisi de Sadır Sultan’dır. Asıl adı Bekir, Sadreddin Sadri de onun lakabıdır ve Sadır Sultan olarak ün yapmıştır. Babasının adı ise Zeki’dir. Alim, fazıl, edip ve şair, bir zat olan Sadır Sultan, aynı zamanda da döneniminin meşhur hekimlerindendir. Mevlana’nın muasırı olduğu rivayet edilir. Doğum ve ölüm tarihi hakkında kesin malumat mevcut değildir. Sadr, göğüs, kalb, öncü, baş, başköşe, başköşede oturan emir, gibi manalarda kullanılmaktan başka, alim, fazıl şahsiyetler hakkında bir hürmet ve sevgi ifadesi olarak kullanılmıştır. Sadr, aynı zamandadır. Osmanlı’da kullanılan Sadrazam ve Sadreyn unvanları bunun en açık örneklerini teşkil eder. Sadreyn, Kumeli ve Anadolu kazaskerleri için kullanılan bir ünvandır. Sadır Sultan’ın türbesi, onun adını taşıyan Sedirler semtinde, Yanık Camiin kıblesindeki mezarlık içerisindedir. İ. Hakkı Konyalı, türbenin 65-70 yıl önce kubbeli olduğunu, türbenin içerisinde birkaç yatırın bulunduğunu, Muharrem ayında Mevleviler’in buraya gelerek ziyaret ettiklerini, türbenin çevresinde türbedar odaları bulunduğunu zikreder.
__________________
![]() ![]() Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!
|
|||||||||
|
|
|
|
|
#26 (permalink) | |||||||||
|
Administrator
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.429
Teşekkür: 111 555 Mesajında 1.200 Teşekkür Aldı Seviye: 56 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 2070 / 2070 Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hoca Ahmet Fakih ( .... - .... )
Hoca Ahmet Fakih’in Horasan’dan geldiğini, medrese eğitimi gördüğünü, fıkıhdaki üstün bilgisinden dolayı kendisine fakih denildiğini, İran Edebiyatı’na vakıf olduğunu ve pek çok kerametinin bulunduğunu Menakıb’ül-Arifin, Bektaşi Vilayetnameleri, Menakıb-ı Hace Fakih Ahmet ile Seyyid Harun-ı Veli menakibinden öğreniyoruz. Ahmet Fakih, Hicri 618 tarihini taşıyan türbe kapısı üzerindeki kitabesinde de pek ulu, pek büyük bilgin, üstün ibadet sahibi, meczupların efendisi, doğnun ve batının kutbu olarak övülmektedir. Eflaki de, Fakih Ahmet’in Sultan’ül Ulema Baha Veled’in talebelerinden olduğunu, ondan fıkıh dersi alırken cezbeye tutulduğunu, kitaplarını ateşe vererek dağlara çıktığını, Baha Veled’in vefatından sonra Ahmet Fakih’in Konya’ya döndüğünü bilginlik illetinin kendinden gitmesi için kırk yıl mücadele ettiğini ve pek çok keramet ızhar ettikten sonra, 1221 yılında vefat edip cenazesini Mevlana’nın kıldırdığını anlatır. Halbuki 1221 yılında Sultan’ül Ulema henüz Konya’ya gelmiş değildir. Pek haklı olarak İ. Hakkı Konyalı eflaki’nin pek büyük bir hataya düştüğünü ve Çarhname isimli eserin sahibinin başka bir Ahmet Eflaki olması gerektiğini savunur. Büyük Türk Klasikleri’nde şu bilgi verilmektedir. “Ahmet Fakih’in talebelerinden Şeyh Aliman Abdal’da Fakih adına Konya’da 1288 yılında bir mescid yaptırmıştır. Fakih’in sandukası buradadır. Bu gün Ahmet Fakih türbesi ve mescidi, Konya’da Hoca Fakıh semtinde bulunmaktadır.
__________________
![]() ![]() Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!
|
|||||||||
|
|
|
|
|
#27 (permalink) | |||||||||
|
Administrator
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.429
Teşekkür: 111 555 Mesajında 1.200 Teşekkür Aldı Seviye: 56 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 2070 / 2070 Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Seyyid Mahmud Hayrani ( .... - 1268)
Mevlana dergahına kapılanıp onun aşk potasından nasip alan velilerden birisi de Seyyid Mahmut Hayrani’dir. Mesut Paşa’nın oğlu olan Hayrani, Harran’dan Anadolu’ya göçmüş ve Konya’ya gelip yerleşmiştir. Bir süre Hazreti Mevlana’nın yanında kalmış, onun hizmetinde bulunmuş ve ondan feyz almıştır. S. Mahmud Hayrani, daha sonra, Akşehir’e giderek inzivaya çekilmek istemişse de kapıldığı ilahi aşkın tesiriyle cezbeye tutularak dağlara düşmüş, bir süre dolaştıktan sonra, meczup bir halde Akşehir’e dönmüştür. Seyid Mahmud Hayrani’yi çok seven Hz. Mevlana, vefatına kadar onu hiç unutmamış, gelip gidenlerden hep sormuştur. Pek çok kerametinden bahsedilen Hayrani, Hicri 667 Miladi 1268 tarihinde vefat etmiş, Sultan Dağı’nın eteklerinde, adını taşıyan, Sultan mahallesindeki türbesine defnedilmiştir. Sanduka kitabesinin Türkçesi şöyledir. “Velilerin kutbu mesut şehit, merhum ve mağfur senedim ve efendim Seydi Mahmud İbni Mesut H. 667 yılında ölmüştür. Allah’ın geniş rahmeti üzerine olsun.” Türbede mevcut, Türk tahta işlemecilik ve oymacılık sanatının şaheseri olarak kabul edilen üç veya dört sanduka, Konya’da oturan Alman Konsolosunun teşviki ile, bir Ermeni tarafından çalınmış, bunlar yurt dışına çıkarılırken ikisi yakalanarak İstanbul’da Türk ve İslam Eserleri Müzesine’ne kaldırılmıştır. Büyük sanat özelliği taşıyan S. Mahmud Hayrani Türbesi’nin daha sonra yapılan Mevlana türbesine örnek olduğu ve aynı mimarın elinden çıkmış olabileceği ihtimali üzerinde durulmaktadır.
__________________
![]() ![]() Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!
|
|||||||||
|
|
|