|
|
|
|
#1 (permalink) | |||||||||
|
Super Moderator
![]() Üyelik tarihi: Apr 2008
Nerden: iki şehir arası..
Mesajlar: 1.157
Teşekkür: 2 65 Mesajında 79 Teşekkür Aldı Seviye: 29 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 359 / 718 Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı : 375
Rep Derecesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
fikfik vakti
Gün ışığı kötten sekip göze duhul etmişse Orda şekil olub beyne "ben bir kötüm" demişse Beyincağız, eli mahkum barrağı dikeltmişse Anlarım ki fikfik vakti gelmiş amma geçiyor Ömrüm kalkan barrağımı indirmekle geçiyor Bana nasip olmayacak dam düşünmeden durmak Dam ve köt fikmek dışında birazcık hayal kurmak Birgün olsun barrağımı yalnız işerken tutmak Anladım ki fikfik vakti gelmiş amma geçiyor Ömrüm kalkan barrağımı indirmekle geçiyor Hayat kısa, sanat sonsuz, deneyim yanıltıcı Fikimi inceledim de şeklen pek kanırtıcı Hayat dururken barrağı uzatmak şaşırtıcı Anladım ki fikfik vakti gelmiş amma geçiyor Ömrüm kalkan barrağımı indirmekle geçiyor Memo der şikayetçiyim hep fikfik düşünmekten Alamıyorum kendimi lakin mastır çekmekten Aslında üzülürüm ben, men edilsem fikfikten Anladım ki fikfik vakti gelmiş amma geçiyor Ömrüm inik barrağımı kaldırmakla geçiyor ocak 1997 > l-manyak sayı 13 . memo tembelçizer gezinti Kaldırımda yürürken kadınlara bakarım Görmek için biraz köt binbir takla atarım Uzun ise etekler onlara çok kızarım Açık göbek, mini, tayt, çıplak bacak ararım.. İncelerim onların köt ve memelerini İstemsiz taşlaşan şu fiki yemelerini "Haydi kaldır, domalt, sok, kanırt!" demelerini Düşünerek el cepte fikimi sıvazlarım.. Görsem şöyle irice yuvarlacık bir kâse Fikim onu gösterir o nereye yönelse Ee, biz de gidiyoruz fik nereyi gösterse Kendi güzergahımdan hayli uzaklaşırım.. Onlar da istiyorlar deli gibi fikişmek Dam ve barrak bir olup saatlerce yiyişmek Ordan geçen bir fiki tutup yolda tepişmek Bunları düşündükçe için için azarım.. Kadın kısmı ister ki kendi illa naz etsin Erkek "aç şu kötünü, fikem" diye diretsin Memo ısrarcı değil, kadın ile ne etsin? Yoldan eve varınca otuzbirden çatlarım.. şubat 1997 > l-manyak sayı 14 . memo tembelçizer otuzbir Ortalıkta gezen damlar Asit gibi öze damlar İçimde kederler gamlar Ancak abazanlar anlar Fikişmezsem şu barrağım Çatlarsa diye korkarım Taşlaşınca fik, anlarım Beni bir otuzbir paklar Otuzbiri çeker iken Avuçlarım sanki diken Bir kız olsa "yok mu fiken" Dese, derim fikim paklar Her otuzbir sonrasında İbrahimin sofrasında Yemiş gibi olurum da Doymuşlukla kötüm kalkar Memo der ki bundan kelli Fikişmeyeceğim belli Yine de var bir teselli Dakkada bir fikim kalkar. mart 1997 > l-manyak sayı 15 . memo tembelçizer alabarrak destanı Küçüktüm ufacıktım Top oynadım acıktım Aniden bir şey oldu Barrağıma güç doldu Kamışa su yürüdü Gözümü dam bürüdü Yaklaştım bir kadına Nazar ettim damına Koşarak kaçtı benden Ben de koştum peşinden Baktım domalmış durur Kâseye şaplak vurur Barrağımı tutarak Kâseye yaptım atak Fakat vazgeçti birden Uzaklaştı fikimden Benim anlamadığım Nerede yanıldığım İstemiyorsa barrak Ne ister domalarak Birden çalıştı kafam Anlasana be adam Fiki tekrar dikelttim Köte doğru yönelttim Ucu bile değmeden Yine kaçtı önümden Ne kadar istesem de Sokamadım kötten de Fikim elimde kaldım Düşüncelere daldım Bu kadın pek acayip Vermez kendi isteyip Dam köt fikfikletmiyor Hiç mi barrak yemiyor Bari dedim yalasa Dili fike dolasa Bu hoş beklenti ile Tutup fiki elimle İyce yanaştım ona Doğrulttum suratına Fiki yakın görünce Düştü büyük dehşete Fırladı kaçtı ordan Bakakaldım ardından Soramadım adını Fikemedim damını Tutamadım memeden Yiyemedim lüleden O gün bu gün barrağım Zonklar onu ararım Fikim her daim kaya Bakıyor hep semâya Sanırsın çatlayacak Paşşaklar patlayacak Memo artık otuzbir Çekerek yaşıyacak Ateşin söndürmezse Dünyayı domaltacak eylül 1997 > l-manyak sayı 21 . memo tembelçizer varmola? Aşık Memo fik elinde dolanır Aklı damcık hayaliyle bulanır "Domal dilber" demeye de utanır Otuzbirden başka çıkar varmola?.. Memo'da bir fik var kimse tanımaz Kaşınsa daşşağı kimse kaşımaz Abazanlık yükün kimse taşımaz Benden daha otuzbirci varmola?.. Biri dese ki "domaldım, haydi sok" Memo için sokmaktan başka iş yok Aslen otuzbire benim karnım tok Lakin "domaldım, sok" diyen varmola?.. Memo'nun barrağı olmuş bir kaya Yürürken korkarım deyecek aya Ne bu ay dam var ne, gelecek aya Oniki ay o'sbir çeken varmola?.. Sabah akşam Memo otuzbir çeker Çeker amma, damcık diye iç çeker Belli, otuzbir değil de gam çeker Hem damsız hem gamsız yiğit varmola?.. Memo'nun fik alev aldı yanıyor Yüreğinde aşk yaresi kanıyor Fik damcığa bir gün değer sanıyor Fike elden başka değen varmola?.. Memo'yum, havaya şiir yazarım Bir kestane bulsam hemen çizerim Gordiyon düğümü olsa çözerim Çözemediğim şu: fik fik varmola?.. Memo'nun fikte bir kuvvet bir güç Bir kalktı mı zapteylemek pek de güç Fikin istediği şey aslında üç: Bir dam, bir köt, iki dudak... Varmola?.. Memo'nun iki daşşağı buruşuk Kederden alın derisi kırışık Avucu içinde fiki sıkışık Damsız fikini tutmayan varmola?.. Aşık Memo fik elinde düşünür Mantar olmuş daşşakları kaşınır Dam bulup da domaltmaya üşenir Hazır domalık bir kase varmola?.. Memo yorgun, oturmuş da dinlenir İkide bir zart zurt eder yellenir Daşşakları sıcak yerde demlenir Dibin tutsa farkedecek varmola?.. Memo tutmuş barrağını sokuyor Sokuyor da bir yandan da soruyor: Yahu böyle bir şey nasıl oluyor? Rüyasında dam fikmeyen varmola?.. ekim 1997 > l-manyak sayı 22 . memo tembelçizer dedim dilber Dedim dilber yok mu sana fik sokan Dedi yoktur şu an damıma koyan Dedim eğil bana sen ol domalan Dedi kolay değil dilber domaltmak Dedim bak barrağım kaskatı oldu Dedi benim dam da su ile doldu Dedim hah bu sefer dam görndü Dedi dur bakalım yok barrak sokmak Dedim seni tutum fike oturtsam Dedi fike ait yok benim tasam Dedim tamam işte azcık kanırtsam Dedi amma yaptın olmaz kanırtmak Dedim çok naz ettin bir damcık için Dedi uyuşmuyor benle niyetin Dedim Memo yine elinde fikin Otuzbir dururken niye ki sokmak... ekim 1997 > l-manyak sayı 22 . memo tembelçizer otobüs Otobüste gördüm güzel bir kadın Bir çift meme, bir köt, ince bir karın Aniden barrağım oldu kapkalın Baktım her yerine, hiç çekinmedim O iri kaseyi tutasım geldi Çıkarıp barrağı sokasım geldi Sokarken enseden öpesim geldi "Güzel bana domal, ver" diyemedim Kötün bana dönük, gözüm arkanda Hiç barrak isteği yok mu damında Dön bak duman tüten fik var ardında Otursa üstüne, isteyemedim Tişörtün belinden görünür teni Damcık hizasında dolanır eli Usulca yanaşıp deydirsem fiki Deyse tene fikim, erir biterdim Kıstırsaydım onu arka koltukta Yalasaydım kâseyi bir solukta Kavrasaydım belini, fik olukta Attırsaydım, şimdi düşünmez idim İndi güzel benden önce durakta Hoş bir burukluktur kalan barrakta "Yok mu başka güzel?" fikim merakta Var ya da yok, ben hep otuzbirciydim Aşık Memo yine fiki doğrulttu Barrağı bîçare, eliyle tuttu Otuzbir çekmekten damı unuttu Helâya attırmak kadermiş derim... ekim 1997 > l-manyak sayı 22 . memo tembelçizer daşşakların cefası Yaz gelince insanların kanları fıkırdıyor Kızların köt-göğüsleri giysilerden fırlıyor Fakat benim derdim büyük, sıcaklar sırtımda yük Donda duran daşşaklarım terledikçe terliyor Çıksam yola, bakmak için kadınlara kızlara Takılsam şöyle genişçe kâselerin ardına Gözlerim kötte, varmasam hiç zamanın farkına Biraz uzunca yürüsem daşşaklarım yanıyor Malumunuz daşşak hayli şefkat isteyen organ Kış mevsimi geçer iken don daşşak için yorgan Oysa yazın ter akıtan daşşak çok çeker dondan Teri emip meşin olan don daşşağı kesiyor Gönül ister daşşak için serin olsun havalar Lakin kışın kalın giyer, göstermez manitalar Gizlenir yazın görünen damlar kötler bacaklar Damköt-daşşak ikilemi beynimi çatlatıyor Memo sanki istemez mi kötleri seyreylemek Sergilenen göğüslere bakarak keyfeylemek "Damcık" deyu bağıran şol barrağını dinlemek Barrak dimdik lakin daşşak "aman elleme" diyor kasım 1997 > l-manyak sayı 23 . memo tembelçizer soku hatun, keçi, aşık atışması soku hatun: Barraaaa!.. Barrraaaaaak!... Barrak istiyorum!.. Barraaak!.. Fik istiyorum!.. Fik fik istiyorum!... aşık memo: Dur dilber, bir dakika kulak ver bana... Barrağımın dam arzusu hayli çok Fakat sana sokmak niyetim hiç yok O halde bağırıp çağırmak niye Damcığa barraktan başka bir şey sok Havuç, hıyar, kabak, belki pırasa Seç al zerzevattan uzun ne olsa Kavun karpuz zor da, patlıcan varsa Zorla çeperleri, olsun karnın tok Memo der ki dam domaltmak çekici Dünya fani, fikiş fokuş geçici Attırmamış barrak her dem çekici Sert fiki tut elinle her yere sok... soku hatun: Beni doğru yola döndürdün, anladım ki ululardan bir ulusun Memo. Ver o mübarek eteğini öpeyim.. keçi ve köylüler: -Beeeeh!.. Beeeeeeeh!.. -Dur lan gıpraşma geççü! -Eyi dut olum! aşık memo: Damcık bulamazsan bile fikmeye Barrak hep eğilimli baş dikmeye Derim kalkan fiki illa bir yere Sokmak beyhudedir o'sbir dururken İstersen keçi fik, ister koala İstersen git orangutan kovala Memo der hemen fiki yakala Hayvan fikmek ne ki, o'sbir dururken keçi ve köylüler: -beeee beeee -Büyüksün Memo, ver o naçizane eteğini öpelim... bir köylü: Anladık ki yücelerden bir yücesin, gel dilersen bizim köyün aşıklarıyla atış Memo... İşte Damzurumlu Damrah ve Kötçeoğlan.. aşıklar: Damcık ne güzel bir organ Barrak için sanki yorgan Herkesler damcığa hayran Köt fikene şaşırırım * * * Kötün çeperleri pek dar Fiki dört bir yandan kavrar Herkeste köt arzusu var Fikmem diyene inanmam * * * Köt deliği herkeste var Fiken kendinkin hatırlar Her kim fiki kötten sokar Topluğundan kıllanırım * * * İlla ki damcık diyorsun Köte hiç el etmiyorsun Sen kötünden korkuyorsun Sen yoksa gizli top musun? aşık memo: Memo der ki damı kötü bırakın Asıl güce, fikinize bir bakın Eli halka yapıp barrağa takın Otuzbir çekerken dam köt farketmez Memo'yum sebze yemeği sevmezim Fikim demir lakin dam köt fikmezim Otuzbirsiz bir gün dahi geçmezim Kendinkini tutmayan yiğit sayılmaz... aşıklar: Büyükmüşsün Memo, bize doğru yolu gösterdin, gerçeği öğrettin. Artık pîrimizsin, ver öpelim o eteğinden... aşık memo fikinin doğrusundaki nice maceralara doğru kanat çırpar: Köydeki manitaya Beş on kere kaysaydım O geniş kâsesini Ah altıma alsaydım Oy oy oy... aralık 1997 > l-manyak sayı 24 . memo tembelçizer su başında Dilber su başında sızmış uyumuş Ensesinden koklasam uyanır mı Fikim yine kayınlaşmış büyümüş Arkasından yaslasam uyanır mı Dilberi uyandırsam da döndürsem Sıcak fiki serin köte deydirsem Dam suyunda ateşini söndürsem Acep yese barrağı sevinir mi? Dilber gel de şu fikimi ovala Kaçar isem ardım sıra kovala Tut fikimi parmaklarını dola İpek tene gergin fik dayanır mı? Arkadan yaklaşıp memeden tutsam O "Noluyor" demeden ben kötten soksam Belinden kavrasam, öpsem, okşasam Gitsem gelsem acaba hoşlanır mı? Dilber fike bir yerlerini uydur Ya dama ya köte dokandır deydir Ya da iki dudak içinde kaydır Barrak damsız kötsüz dilsiz durur mu? Fikim öyle sert ki dağları deler Uzunluğu sahra çölünü aşar Pek de romantik kalp gibi atar Bir domalıp köt versen sanki çok mu? Dilber gitti barrağımdan habersiz Memo'nun fik evvel ezel dilbersiz Otuzbirden bacakları mecalsiz Dağa taşa attırmak yetmiyor mu? ocak 1998 > l-manyak sayı 25 . memo tembelçizer kırk bakire aşık memo yine fikinin doğrultusunda gidiyordu: Fikim kalktığı günden beri coştum Dam-köt'ün peşinden çöllere koştum Dam suyuna ekmek banayım derken İçecek sudan oldum, neyleyim şaştım O da ne, bir vaha!.. vahada yüzen kızlar: -Ha ha ha haa -Şahane-ül tabiât, sanki âb-ı hayât -Ohh, serîn-ül deryâ -Ha ha ha ha -O da ne!.. El herüf!... -Ciyaaak!.. Herüüüf!.. El herüüüf!.. muhafızlar: -Herüfat-ül yabânî!.. -Yabânî-ül harâmî!.. -Bu herif-ül yabânî, vahâda yüzen hareminize göz dikmüş, fik sokmaya niyet etmüş idi yâ Şeyh Barrâkî!.. şeyh barrâkî: Neee!.. Tiz kellesi vurula!.. Kötüne direk sokula!.. aşık memo: Durun hele, bir çift sözüm var size Şol barrağım barrak oldu olalı Nerde dam köt meme görsem apıştım Yuvarlacık kâselere bakarak Can havliyle barrağıma yapıştım Kalkan barrak adam boyu olur mu? Sizce benim fik tavana vurur mu? Yiğit kişi otuzbirsiz durur mu? Otuzbirde dünya ile yarıştım Memo dama köte ezelden hasta Bak fiki kalkıyor yine aheste Fikmem damcık sanki fikim kafeste Ben bu otuzbire fena alıştım şeyh barrâkî: Vallâhî yahşî söyledin yâ seydî. Ve lâkin ben kolay pes etmem. Şu gördüklerin biraz önce dikizlediğin avratlar. Yâni haremimin kırk bâkiresi. Şimdii, bütün gece onların çadırında kalacaksın. Sabaha hiç birini düdük- lemeden çıkarsan kurtulursun. Ammaa, birin dahi bafilemiş olursan kellen gi- der! Anladın mı yâ seydî, kellen gider!.. gece çadırda kırk bâkire: -El barrak!.. -Barrak-ül kayâ, taşşak-ül hayâ -Fik-ül fikfik! -Hadi!.. Hadi fik beni!.. -Sok bana!.. -Beni de fik!.. -Hadiiii!.. Fik bizi Memooo!.. Hadiiii!.. aşık memo: Durun kızlar, bir çift sözüm var size Şu odada tam kırk tane damcık var Kırk barrak şu garip canda ne arar? Tek fikim var ki ancak bana yarar Kırk dama bir kerrede attırayım Doğrusu kâseleriniz şâhâne Fekat fikfik kâse içün bahane Yok mu hıyar her dama birer tâne Siz sokun ben barrağımı ovayım Valla hepinizi fikmek isterdim Lakin fikimle elime söz verdim Eğer sokuşsa tüm tasam derdim Fikimi elimde şaklatacağım Anlıyorum, barrak istiyorsunuz Bir fike oturup kalkmak arzunuz Memo der ki el çok hoş bir uzvumuz Siz parmaklayın ben avuçlıyayım kırk bakire: Anladık ki ululardan bir uluymuşsun Memo. Ver o mübarek eteğini öpelim. şafak sökünce muhafız: Hmmm, Nâbarrak vü nâtaşşak.. Tamâmiyle bekârât. Kırkı da temizdir şeyhim. şeyh barrâkî: Vay canına!.. Bu Aşık Memo hakîkaten ulu bir-... Memo?.. Neredesün Memo?.. aşık memo ilerledi nice maceralara doğru: Bir damcık dünyanın en tatlı şeyi Var sen düşün kırk damdaki lezzeti Aşık Memo yine doğrulttu fiki Kırk düşünüp kırkbin o'sbir çekiyor... eylül 1998 > l-manyak sayı 33 . memo tembelçizer üç kız kardeş irigöt-dirigöt-durugöt Memo yine dam peşinde giderken Dama fik sokmak umudu güderken Uzun yoldan pek ziyade yoruldu Çömelerek bir kütüğe oturdu Eteklerini sıyırdı beline Ak fiki çıkardı aldı eline "Fikim fikim, bahtsız fikim, neylersin? ..Dam fikmeyip ne barrağım eylersin? ..Yok mu seni damcığına daldıran? ..Arada kötten içeri aldıran? ..Koca ömür otuzbirle geçer mi? ..Gönül daim acı ilaç içer mi?" Böyle söyliyerek çekti içini Sıvazladı akça pakça fikini Karanlık ve ormanlıktı arkası Önü kırmızı gelincik tarlası Fikini gelinciklere doğrulttu Attırırken gam kasavet unuttu Binbir damla atmık yükseldi göğe Sonra toplanıp döküldüler yere Tam o yerde tek bir gelincik vardı Baştan aşşağı atmıkla bulandı Kırmızı gelincik bembeyaz oldu Tam o yerde bir dilber peydah oldu Memo bir de baktı güzel bir dilber Tarlanın içinde durmuş da bekler Dedi: "Sen de kimsin, in misin cin mi? ..Öyle durup beklediğin fikim mi?" Dilber dedi: "Bin yıldır gelinciktim ..İnsan olmakta bir hayli geciktim ..Attırınca sen bana, olan oldu ..Bin senedir süren büyü bozuldu ..Artık senin gibi ben de insanım ..Naçizane 'Duruköt' benim adım ..Duruköt'ü büyüden sen kurtardın ..Duru kötümden fikmek elbet hakkın ..Ben de bin yıldır fiksiz yaşıyorum, ..Bir dirhem barrak için yanıyorum ..Lakin fikersen beni sen fikinle ..Tekrar çiçek olurum, büyü böyle.. ..Amma söylediklerimi dinlersen ..Git dediğim yollardan tez gidersen ..İki küçük kardeşime varırsın ..İkisini beraber domaltırsın" Memo dedi: "Nerde kızkardeşlerin?" Dilber dedi: "Aşağısında yerin. ..Dardübür kuyusuna girmelisin ..Kuyunun ta dibine inmelisin ..'İriköt' ve 'Diriköt' ordadırlar ..Duruköt'ten selam et, domalırlar" Memo dedi: "Kuyu acep nerdedir? Dilber dedi: "Bilmediğim yerdedir. ..Amma kuyuya varmanın yolu var ..Evvela git Atmıklı Göl'e kadar ..Orda her senenin bir tek gecesi ..Su içer kısrakların en yücesi ..Kabak Kötlü Gök Kısrağı yakala ..Kulağına istikamet fısılda ..Her nerenin söyler isen ismini ..Göz kırpmada orada bil kendini" Duruköt bunları dedi yok oldu Memo hemen kalktı yola koyuldu Nice yüksek dağdan kayadan geçti Beş ay sonra gözleri gölü seçti Sekiz ay bekledi gece pusuda Gündüz otuzbir çekti uykusunda Nihayet Gök Kısrak suya yanaştı Kötünden Memo'nun gözü kamaştı Bu kısrak güzeldi cümle dilberden Eksiği yoktu kötten ve memeden Memo yavaşça Gök Kısrağa yanaştı Bir dakika kısrak ile bakıştı Gözünü ayırmasa da memeden Çıktı sırtına tutarak yeleden Gök Kısrak bir silkinip şaha kalktı Memo'yu yere atıp alta aldı Güldü dedi: "Ey gafil insanoğlu, ..Kısrağa binmenin yordamı bu mu?" Memo dedi: "Nedir bunun yordamı?" Kısrak dedi: "Kısrağın var bir damı ..Sırta değil köte oturmalısın ..Fiki kabak köte oturtmalısın ..Gökçe Kısrağı güden gem değildir ..Damından sokacağın boz fikindir" Memo dedi: "Ben bir otuzbirciyim ..Bu diyara at fikmeye gelmedim." Gökçe Kısrak buna çok hiddetlendi Memo'yu çiğnemeye niyetlendi Yere baktı burnundan soluyarak Şaha kalktı toynağı kaldırarak Memo için yapacak çok şey yoktu Asasını atın kötüne soktu Kısrak dondu köte baston girince Sarsmadı bile sırtına binince Memo bir yandan asayı tutarak Konuştu kısrakla fısıldayarak "Dardübür kuyusu istikametim ..Tez elden kuyuya inmek niyetim" Kısrak dedi: "Dardübür'ü bilirim ..Lakin seni evvelden indiririm ..O kuyu Hüzzamlılar Adasında ..Duramam hüzzamlılar arasında ..Bana hüzzam geçmesini istemem ..Uşşakdan başka makam söyleyemem" Bir an sonra kısrak koştu yerinden Memo bir rüzgar hissetti derinden Bir de baktı fersahlarca yol almış Hüzzamlıların Adasına varmış Sahilde yalnız başına duruyor Gökçe Kısrak taa ufukta gidiyor Fırsat olmadı kısrağa vedaya Döndü baktı pek kasvetli adaya Ormanlarda ağaçlar pek kalında Kulağına bazı sesler çalındı Acı dolu karamsar inleyişler Yalvaran ağlamaklı serzenişler Birileri şarkılar söylüyordu Seslerden gözyaşı dökülüyordu Yürüyüp girdi karanlık ormana Bir çok mahzun insan geldi yanına Gençten bir delikanlıya yanaştı Yüzündeki hüznü görünce şaştı Dedi: "Dardübür diye bir kuyu var ..Acep burdan yürümekle ne kadar?" Yaşlanmış genç onu duymadı bile Cevap verdi bir hüzzam şarkı ile: "Güzel gün görmedi âvâre gönlüm Neler çekti neler bîçâre gönlüm Muhabbetle serâpa yâre gönlüm Neler çekti neler bîçâre gönlüm..."(*1) Memo dedi:"Üzme tatlı canının ..Sıkıldıkça okşa patlıcanını" Mahzun genç bir an için afalladı Sonra tutup fikini avuçladı Sevinçle baktı Memo'nun yüzüne Neşeyle devam etti otuzbire Memo başkasının yanına gitti Onun da yüzünde ki yalnız dertti Memo daha Dardübür'ü sormadan Hüzzam şarkıya başladı ağırdan: "Küşâde tâlim hem bahtım uygun Aman sâki bana hiç durma mey sun Gamım yok zevk ü şevkim hadden efzun Aman sâki bana hiç durma mey sun..." (*2) Bir başkası arkadan yanaşmıştı Hüzzam şarkıya çoktan başlamıştı: "Her gece yollarda gözledim seni İnan ki gönülden özledim seni Güllerde aradım yakan buseni Umarım sevgilim unutmam seni..." (*3) Memo dedi: "Yeter bitsin bu hüzün ..Susun artık, ne üzün na üzülün ..Terkedilen yahut kavuşamayan ..Bir yere kadar demeli 'vay aman!' ..Ondan sonrası herkes için birdir ..Âşığın tesellisi otuzbirdir ..Hüzünlendirmeyin birbirinizi ..Tutup okşayın kendi fikinizi ..Hep birlikte otuzbire koşun ..Ortalığa attıraraktan coşun" Memo'ya kulak veren hüzzamlılar Fiki tutup yavaştan canlandılar Şakladıkça fikleri otuzbirle Hüzzamlı adası doldu neşeyle Hüzzamın hüznü artık kalmayınca Memo tekrar Dardübür'ü sorunca Coşkuyla Memo'yu kucakladılar Dağların ardına dek taşıdılar İki yuvarlak dağın arasında Dar dübür vardı tam ortasında Memo dedi: "Beni burda bırakın Siz kendi otuzbirinize bakın" Neşeli otuzbirciler gidince Memo buldu bir ip uzun ve ince Bir ucunu kayalara bağladı Öbür uçtan kendini sallandırdı İndi kuyunun ta dibine kadar Dedi "Burda bambaşka bir alem var" Yürüdü asasına dayanarak Kapkaranlık yeraltına bakarak Karanlıkta asaya bir şey değdi Bu bir kötten başka bir şey değildi Memo dedi: "Acep bu köt kimindir? ..Kızkardeşlerden birisinin midir? ..Duruköt'ten size selam getirdim! ..Alacalı bozca barrak getirdim!" O an Memo duydu şangırtı bir ses Çevresinde peydah oldu bir kafes Bir dilber geldi durdu tam önünde Baktı Memo'nun barrağı yönünde "Demek" dedi "Şu Duruköt kurtuldu ..Büyümü bozmanın yolunu buldu ..Seni bana yem olarak gönderdi ..Muhtemelen senin peşinden geldi ..O halde yakında çıkar ortaya ..Barraklarımı elimden almaya ..Gelse de alamaz Duruköt hanım ..Anlı şanlı Diriköt'tür benim adım!" Memo dedi: "Kardeş değil misiniz? ..Neden ki birden düşman kesildiniz?" Dilber dedi: "Ablam hain biridir ..Oturduğu fikler daim diridir ..Lakin kendi bulmaz asla onları ..Çalar benim bulduğum barrakları ..Ona büyü yapmış olmasa idim ..Şu an tek bir barrağa hasret idim ..Oysa şimdi binlerce tutsağım var ..Hepsinin fikleri dağ boyu kadar ..Sen de artık benim bir tutsağımsın ..Yarın sabah yenecek barrağımsın ..Hazır ol sabahki zevkli fikişe ..Akabindeki acılı iğdişe! ..Beni fiken başkasını fikemez! ..Barrağını başka köte dikemez!" Dilber bunları deyip gözden yitti Memo için bu kadar kelam yetti Çevreye baktı görmeye çalıştı Gözleri karanlığa tez alıştı Ardında kalan kuyunun dibinde Zayıf ışığın vurduğu zeminde Gördü yerdeki kırmızı çiçeği Hüzzamlıya fikilmiş gelinciği Fiki çıkarıp kafesin aradan Attırdı mesafeye aldırmadan Çiçeğe tam bir isabet kaydetti Duruköt'ü tekrardan mevcud etti Duruköt geldi Memo'yu kurtardı Diz çökerek ağlıyarak yalvardı: "Ne olur sakın inanma sen ona ..Aldanma o cadının yalanına ..Evet seni yem olarak kullandım ..Ama işte geldim seni kurtardım ..Kendim için yapmıyorum bunları ..Kardeşim İriköt onun tutsağı ..Diriköt ziyadesiyle hasettir ..Barrağa da evvel ezel hasrettir ..Tüm barraklar kendine kalsın diye ..Küçüklüten beri zulmetti bize ..Bana büyü yaptı ona yetmedi ..İriköt'ü bu mahzene hapsetti ..Bu derdin dermanı İriköt'tedir ..Onu bir kerre olsun fikmektedir ..Çünkü henüz barrak yüzü görmedi ..Bir kerrecik bile barrak yemedi ..Diriköt gücünü buradan alır ..İriköt fikilirse güçsüz kalır ..İriköt'ün damına bir kez soksan ..Ne güzel olur bizi mesut kılsan ..Artık benim gidip saklanmam gerek ..Cadıya yakalanmak neme gerek" Duruköt böylece konuşup gitti Memo'yu kafesten dışarı itti Her yer kafes kafes tutsak doluydu Hepsinin barrakları dağ boyuydu Bütün kafeslerin en ilersinde Durdu İriköt'ün tam önünde İri kötünden kelepçelenmişti Zincirle yere sabitlenmişti Mahzun mahzun duvara bakıyordu Gözlerinden gözyaşı akıyordu Memo dedi: "Hey zavallı İriköt, ..Ablaların Diriköt ve Duruköt ..Belli ki senin için kavgalılar ..Fik yönünden birazcık kaygılılar ..Ben sizleri kurtarmak için geldim ..Damcığına fik sokmak için geldim ..Arala fik girmemiş şu damını ..Sokayım akça pakça barrağımı ..He kadar büyü var ise bozulsun ..Şu barrağım bir kez tam huzur bulsun" İriköt dedi ki: "Dinle bir hele ..Ben gibi düşmüşsün zalim eline ..Ablalarım bilmem sana ne dedi ..Lakin her ikisi de hakkımı yedi ..İkisi de birbirinden kıskançtır ..Fiki ortaya sürmemek kazançtır ..Onlar fik için hep kavga ettiler ..Küçük yaşta canıma tak ettiler ..Nefret ettim damdan kötten barraktan ..El etek çektim dama fik sokmaktan ..Lakin onlar bunu hiç anlamadı ..Fikişmemem onları bağlamadı ..Beni kendisine rakip görerek ..Çevremde bin çeşit oyun örerek ..Beni buraya Duruköt hapsetti ..Barrağa tam doymaya niyet etti ..Diriköt'cük beni kurtarmak için ..Duruköt'e büyü yaptı, ve lakin ..O da beni hiç serbest bırakmadı ..Domalmadığı barrak da kalmadı ..Eğer şu an bana fiki sokarsan ..Diriköt'ün büyüsünü bozarsan ..Duruköt'ü kurtarmış olacaksın ..Bana fayda dokundurmayacaksın ..Ola ki bana acır da fikmezsen ..Barrağını damcığıma dikmezsen ..Şu anki durum hiç değişmeyecek ..Senin payına da iğdiş düşecek ..Anlasana, fikfik büyük yalandır ..Dam uğruna düştüğün yer kapandır..." Memo için yapacak çok şey yoktu Asasını kızın damına soktu Fik bilmeyen dilber bir anda şaştı Otuzbir öğrendi kendini aştı Kaptı bastonu Memo'nun elinden Soktu çıkardı damından ve kötünden O iştigal ederken sopa ile Memo aldı akça fiki eline İriköt'ün dam suları akarken Atım atım attırdı Memo erken Fikfik asla husule gelmeksizin İriköt atmığa erdiği için Eski büyü o anda zail oldu Bambaşkaca bir büyü hasıl oldu Ne yer altı kaldı ne de Dardübür Yeryüzüne çıktı cemaat-cümbür İriköt ve Diriköt ve Duruköt Üç kızkardeş ve Memo ediyor dört Ve binlerce barraklı tutsak adam Ve bil cümle muzdaribân-ı hüzzam Hepsi anladı ki fikiş yalandır Otuzbir aslında gerçek olandır Yıllar boyu hep otuzbir çektiler Otuzbirin huzurunu seçtiler Eskinin Hüzzamlılar'ın Adası Oldu Otuzbirciler'in Adası Memo mutlu mesut otuzbir çekti Arada bir dam düşünüp iç çekti... mart 2007 > lombak sayı 71 (*1) Hacı Arif Bey (*2) Şevki Bey (*3) Kazım İnaltekin |
|||||||||
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|