|
|
|
|||||||
| Kayıt ol | Türkçe Filmler | Müzik Haberleri | Oyun Download | Arama | Bugünki Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) | |||||||||
|
Administrator
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.548
Teşekkür: 114 661 Mesajında 1.428 Teşekkür Aldı Seviye: 56 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 2083 / 2083 Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Aydaki Adamlar
aya giden adamlar kovdular aydaki adamı aya giden adamların ayak izinden aydaki adam gelecek yine bir gün inecek yine geceleyin aydan aydınlatacak yine uykumu ............................ Bach Sonatı ne ben sorayım seni ne sen beni sor soyunmuş seslerimiz tenden boşlukta bir aşk örüyor ses olmuş duygular yaklaşır dalga dalga zamansız kavuşsa da seslerimiz birbirine biz kavuşamayız ne kollarımız var saracak ne öpecek dudaklar ne görülecek yüzümüz var ne görecek göz bir aşk örüyoruz boşlukta çizgiden soyut zerreden öz .............................. Ben Misin? dirilten misin beni gövdem öldüren misin bilmem gördüren misin beni gözüm körleten misin bilmem bildiren misin bana başım gizleyen misin bilmem bir ben varım benden öte ben misin bilmem .............................. Çağ Başında bir görünmez duvar indi bilmeden aştığımız çizgiye öncesi dumanlar içinde bir efsane şimdi avucumuza soğuk çarpan duvarın ardında gördüğümüz değil miydi dün yürüdüğümüz çayır şimdi bir yeşil pan eski ormanlara kaçmadadır bize doğru koşan tunç yüzlü kahramanalar yansıyınca görünmeyen duvardan günbatışında güneşlenir batar yüce dağlardan tunç yüzlü kahramanlar daha dün biz değil miydik onlar ve duaya başlarken son umutla biz yıkılır tapınaklar ardarda dönerler dağlarına tanrılar kırılır dualar duvarda çekilen sular gibi çekilmiş saydam duvar ardına dün bir çorak dünya kalmış bize boşlukta bir gün korkuyla döndük duvardan bir umutla baktık yarına yarın yaratılmamıştı yarın kaldırdık başımızı kapanan göğe izi yok tanrıların ne yaratmak gelir elimizden ne ölmek gelir gönlümüzden içimizde bir ürküntü bir yalnızlık sulardan ve çayırdan son kalan kadınlarımıza sarıldık tekerleği dönüyordu çağların yaklaşıyordu bize doğru bir yaratılmamış yarın ne ölmek gelir gönlümüzden ne yaratmak gelir elimizden ................................... Çanakkale "Söyle Arkadaşım" dedi Anadolulu Mehmet yanıbaşındaki Anzak erine "nereden kopup gelmişsin, neden çökmüş bu mahsunluk üzerine?" "DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN" dedi gencecik Anzak "Öyle yazmışlar mezar taşıma. doğduğum yerler öylesine uzak, örtündüğüm topraksa gurbet bana." "Dert edinme arkadaşım"dedi Mehmet "değil mi ki bizlerle birleşti kaderin, değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet, sende artık bizdensin, sende bencileyin bir Mehmet" Çanakkale'de toprağının üstü cennet altı mezar kavga bitmiş mezarlarda kaynaş olmuş yiten canlar. "ya sen dedi Mehmet oyun çağındaki İngiliz erine, "yaşın ne senin kardeş böylesine erken buralarda işin ne?" "yaşım sonsuza dek onbeş" dedi ufak tefek İngiliz eri. "köyümde askercilik oynar coştururdum trampetimle bizimkileri derken kendimi cephede buldum oyun muydu, gerçek miydi anlamadan, bir sahici kurşunla vuruldum. Sustu boynumdaki trampet, son verildi böylece oyundan bozma işime Gelibolu'da bana da bir mezar kazıldı mezar taşıma "ON BEŞİNDE TRAMPETÇİ" yazıldı. Öyküm de künyem de bundan ibaret. Yağmur yağıyordu usul usul toprağa gözyaşları düşerek üstüne sanki damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa sahibini yitiren bir trampet. "ya sizler" dedi Mehmet dünyanın dört kıtasından mezarlar dolusu erlere, "hangi rüzgar savurdu sizleri bu bilmediğiniz yerlere" kimi İngilizdi, kimi İskoç kimi Fransızdı, kimi Senegalli kimi Hintli kimi Nepalli kimi Avustralya'dan kimi yeni Zelanda'dan Anzak gemiler dolusu asker her biri niye geldiğinden habersiz Gelibolu'nun oya gibi koylarından şizarak tırmanmışlardı dağa bayıra siper siper yara gibi yarılan toprak mezar olmuştu savaş ardından onlara. Kiminin BURADA YATTIĞI SANILIR Kiminin ADI BİLİNSE DE MEZARI BİLİNMEZ kiminin de mezar taşında on altı on yedi on sekiz yaşında EBEDİ İSTİRAHATE ÇEKİLDİĞİ yazılı. Çanakkale topraklarında, her birinin erken biten yaşam öyküsü eski yazıtlar gibi taşlara böyle kazılı. "Anlamaz mıyım" dedi "halinizden kardeşler" adına yazılı taşı bile olmayan asker Anadolulu Mehmet "ben de yüzyıllarca yaban ellerde neyin uğruna bilmeden can vermişim kendi yurdum uğruna can vermenin tadına ilk kez Çanakkale'de ermişim. Uğrunda can verdikçe vatandı ancak ekip biçtiğim padişah mülkü toprak değil mi ki sizler alamasanız bile bu topraklar almış sizi sizleri basmış bağrına sizlere de vatan sayılır artık Çanakkale. Çanakkale'de toprağının üstü cennet altı mezar kavga bitmiş mezarlarda kaynaş olmuş yiten canlar. Bir garip savaştı Çanakkale savaşı kızıştıkça kızgınlığı dindiren ara verildikçe ateşe düşmanı kardeşe döndüren bir savaştı. Kıyasıya bir savaştı ama saygı üreten bir savaş yaklaştıkça birbirine karşılıklı siperler gönüller de yakınlaştı düştükçe vuruşanlar toprağa dostlar gibi kaynaştı. Savaş bitti. Ölenler kaldı sağlar gitti köylü köyune döndü evli evine kır çiçekleri geldiler akın akın çekilen askerlerin yerine yaban gülleri, dağ laleleri, papatyalar, kilim kilim yayıldılar toprağa. Siper siper toprağın savaş yaralarını örttüler koyunlar koruganları yuva yaptı kendine kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine. Çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle silah yerine saban tutan elleriyle geri aldı savaş alanlarını doğa can geldi toprağa silindikçe kan izleri. Yeryüzünde cennet oldu öylece o cehennem savaş yeri şimdi Çanakkale Gelibolu bahçe bahçe, ülke ülke mezar dolu. Üstü cennet altı mezar Çanakkale toprağının kavga bitmiş mezarlarda kaynaş olmuş yiten canlar. Huzur içinde uyusun vuruştukları toprakta kavgadan kinden uzakta yanyan dostça yatanlar. ............... Çocuk düşünebilseydin eğer doğduğunda örtülmeden öğreneceklerinle bildiğin konuşabilseydin ağlamanı kesip belki de birşeyler öğrenebilirdin ..................... Dere ağacım ben dalları derinde yaprağım ben paramparça suyla ışığın ellerinde ben yüzen bir kuş uçan gölgeyim suda gökte bir ışık göğüm ben toprak yatağında suyla karışık eğil bana bak bana senim ben sana aşık ................... Göçmen sevdiklerimin başında bir bilmediğim görmediğim özlemediğim özlediklerimin başında yurdum olmadan sıladayım kimsem ölmeden yasta yollarda gözlediğim ne mektuplarda beklediğim ne nereden sürmüşler beni buralar nere buralar nere, buralar nere bir bildiğim olmalı, bilmez olmuşum bir derdim olmalı, gülmez olmuşum buralara konmuş göçmen olmuşum bir derdim olmalı, gülmez olmuşum ............................... Gözgü gözgüye baktım özüm görmeğe seni göresim geldi gözgüye baktım karardı dünya sana değesim geldi gözgüye baktım camdan aşıp sana gelesim geldi .................... İnsan elbette senden güzel olacaktı çizdiğin resim yaptığın heykel senden büyük olacaktı senden yakışıklı elbette senden doğru söyleyecekti yazdığın şiir elbette senden çok duyacaktı söylediğin türkü sen olduğundan büyüksün sen olduğundan iyisin sen olduğundan güzel
__________________
![]() ![]() Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!
|
|||||||||
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|