|
|
|
|
#1 (permalink) | |||||||||
|
Administrator
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.548
Teşekkür: 114 661 Mesajında 1.428 Teşekkür Aldı Seviye: 56 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 2083 / 2083 Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
VEDA SARKISI
1. Kayalikta çakili yelkenli sana birakiyorum veda sarkimi. 2. Benim uzaklardaki ölümümün kaninda tohumlanisi da kayalar devraninin altinda degisken köklerle. Yalnizlik! geçmise özlem çiçegi canlii duvarlarin. Yalnizlik, yeryüzünde adanmis faniligim. 3. Tasimak istemistim heybemde yüreginin gelip geçici tadini, ama kaldi havaya çizilmis kesin egrilerle, yadsima oldu umudumun yigitligine.oman Giderim hatiradan daha uzun yillar boyu kapali yalnizligiyla gezginin, fakat havaya çizilmis kesin egri sanki bana döndü ve bir isaret koydu pusula kaderime. Sonu geldiginde bütün gündelik islerin yol yapacagim bir gelecegim olmasa, gelmis olacagim bakisinda canlanmaya kaderimin siritan parçasi olarak. Gidecegim hatiradan daha uzun yollar boyunca zincir halkalari gibi eklenen elvedalarla zamanin akisinda. 4. Dimdik hatira sonunda düsmüs yola, usanmis beni bir geçmisi olmadan izlemekten, unutulmus yol kiyisindaki bir agaçta Uzaklara gidecegim, hatira parçalanarak ölünceye yolun taslarinda, ve devam edecegim, içimde hep o gezginin acisi, yüzümde gülümseyis. Bu dönenen bakis ve güç büyülü bir matador mendilinde. Alikoydu kaygi duymaktan tüm çikarlara, hep yitiren bir çizgi oldu benim egrim. Ve bakmak istemedim seni görürüm diye beni isteksizce davet etmeni mutlulugumun pembe boyali torerosu Deniz seslenir bana sevecen elleriyle. Çayirim -bir kita- Dümdüz yayilir, tatli ve silinmezdir alacakaranlikta bir çan gibi. 5. Bir sicil memuresi karsisinda kurumlu bir doktor gibidir kara bir mikroskopu gösteren bilim. Sanat... sanat diye arziendam eden sey bir Leica'nin kisir mekanigidir. Acilar ve kaygilarla dolu bir yerli (ve tabii özlemleriyle olup ta simdi yiten için ve onun dönüsünde arzu gönlünde), coca, alkol ve açligin aptalca gülümsemesiyle. Üç kurusa satilan cinsellik -Amerika'da pek ucuz- Bos çarsaflarin umursanmaz hatirasi. Guetamala biraktin beni bagrimda derin bir yarayla ve de acilarini bana emzirme ya da emme firsatiyla, kahreden bir hiçkirigin belirsiz duygusunda bulan kadini. Kederleri teker teker birlestiren bir bag var yine de: uyanan insanin haykirisidir o da. 6. Iste bugün böyle titrek ellerle belirsiz bir kayita koyuyorum prizmami. Agacin olgunlugunu tüketmeden kasalanmis meyvanin garip tadiyla. Çagirisini farkedemiyorum bazen yasli, garip kanatlanmis kulemden, fakat bazi günler var ki cinselligin uyanisini hissediyor ve bir öpücük dilenmeye disiye gidiyorum ve böylece beni arkadas diye çagirmayanin ruhunu hiçbir zaman öpemeyecegimi anliyorum... Biliyorum ki tertemiz degerlerin kokusu bereketli kanatlarla dolduracak beynimi, Biliyorum ki hayata geçmesi mümkün olmayan fikirleri barindirmak gibi zevkleri birakacagim. Biliyorum ki ölümüne çarpisma günü halk çocuklari benimle omuz omuza verecek, halkin savastigi amacin kesin zaferini göremezsem eger fikri en yüksek gelecege götürmek için mücadele verdigimdendir, eski kabugun tüylerini yolarken dogan umudun kesinligiyle biliyorum bunlari. -------------------------------------------------------------------------------- TOMAS'LA VEDALASMA Sanadir, kusatilmis arkadasim, ak daglarin berrak sularina, batik gemi düsünün seni bagladigi yere gider ayrilik sarkim. Uyandim bugün yelkenlerimde kanatlanma arzusuyla, haberlesme mumlari tutuyorum duygusuz pusulanin gösterdigi zaman limanina giderken gemi. Dilimi rüzgara veriyorum sözcüklerini gergin gergin tutmak, taze acilarindan bir seyler alip götürmek için yasamakta oldugun saskinliklari paylasmaya. Yastigini yeserten bahar da yitti gitti. Ayrilisimi kastetmiyorum, artik yol almayan gemin için diyorum. Anliyorum seni kirik kanatli kirlangiç, isterdim Kastilya çesmesine götürmek, basa çikabilecegin güçle donatmak. Olaylara egilmis bir doktor olsam bile onlari degitiremiyor, ancak anlayabiliyorum. Bununla birlikte sihirli bir çözümüm var, Bolivya'da bir madende, belki de Sili'de, Peru veya Meksika'da ya da yikilmis Sonora Impataratorlugunda, Afrika Brezilya'sinin siyahi bir limaninda ya da belki de her noktada bir kelime ögrendigimi saniyorum. Bu çözüm çok basit, etrafiyla ilgilenme, saldir tepeye. Birlestir genç ellerini yasli kayayla, günden güne ufak dalgalar halinde kipirdayan kirmizi mercanlara nabzini daya. Günün birinde, hatiram ufugun ötesinde bir yelkenli olsam bile ve senin hatiran bellegimde demirleyen bir gemi olsa bile gelecege dogru neseyle yürüyen ufuktaki kizil yoldaslari gördügümde saskinlikla haykirmaya baslayacak kusluk vakti. O korkunç ve beyaz sogukkanli kötüler saskinliga ugramis gece gibi gerisin geri dönecekler. Iste o zaman, dört duvar arasinda solgun sair, evrenin sarkicisi olacaksin ve sen bahti kara, ince ruhlu, hasta sair halkin güçlü sairi olacaksin. -------------------------------------------------------------------------------- IHTIYAR MARIA Bir ayagin çukurda, ihtiyar Maria, geldim seninle gerçekleri konusmaya: Bir tesbihin dizili acilari oldu hayatin ne seven bir erkegin oldu, ne saglik, ne mal mülk, ancak açlik vardi paylasilan. Geldim seninle umudundan konusmaya, kizinin nasil oldugunu bilmeden kuzuladigi o üç ayri umuttan da. Sari sabunla perdahlanmis ellerinin arasina al bir çocugunkini andiran bu erkek elini, sertlesmis nasirlarini ve kivrilmis saf parmaklarini doktor ellerimin yumusak utancinda ov. Dinle, emekçi büyükanne, inan gelen insana, göremeyecek olsan da gelecege inan. Tüm bir hayat boyunca umudunu bosa çikaran acimasiz Tanriya da dua etme. Yaglikara oksayislarinin büyümesini görmek için ölümden acimasini isteme; gökler yesil ve karanlik hüküm sürüyor sende, her seyden öte kizil bir intikama sahip olacaksin, safagi yasayacaklar torunlarinin hepsi, huzur içinde öl yasli mücadeleci. Bir ayagin çukurda ihtiyar Maria, o gidecegin günlerden biri otuz kefen tasarimi bakislariyla selamlayacaklar seni. Bir ayagin çukurda, ihtiyar Maria, suskun kalacak odanin duvarlari birlesince ölüm astimla ve sevdalarin bogazina dizilince. Bronzdan dökülmüs üç oksama (geceni hafifleten tek isik) açlikla kusanmis üç torun her zaman bir gülümseme bulduklari yasli kivrik parmaklarini özleyecekler. Hepsi bu olacak, ihtiyar Maria. Bir tesbihin dizili acilari oldu hayatin ne seven bir erkegin oldu, ne saglik, ne mal mülk, ancak açlik vardi paylasilan, geçti keder içinde hayatin, ihtiyar Maria. Bulandirdiginda gözbebeklerinin acisini sonsuz dinlenmenin buyrugu, ömür boyu angaryadaki ellerin son sefkatli oksayisi içine çektiginde onlari düsüneceksin... ve aglayacaksin, zavalli ihtiyar Maria. Hayir, hayir yapma bir hayat boyu umudunu bosa çikaran umursamaz Tanri'ya kendini teslim etme, ölümden aman dileme, korkunç bir açlikla kusanmisti hayatin, sonunda kusandi astimla. Fakat bildirmek istiyorum ki sana umutlarin kisik ve yigit sesiyle intikamlarin en kizili ve yigit olaniyla, ideallerimin en dogru boyutuyla yemin etmek istiyorum. Sari sabunla perdahlanmis ellerinin arasina al bir çocugunkini andiran bu erkek elini, sertlesmis nasirlarini ve kivrilmis saf parmaklarini doktor ellerimin yumusak utancinda ov. Huzur içinde yat, ihtiyar Maria, huzur içinde yat, ihtiyar mücadeleci, safagi yasayacaklar torunlarinin hepsi. YEMIN EDIYORUM KI... -------------------------------------------------------------------------------- GÖLGELI OTOPORTRE Genç bir ülkeden, kökleri otlardan dogan, (o kökler ki Amerika'nin öfkesini yadsiyan) sizlere geliyorum, kuzeyli kardeslerim. Acili haykiris, umutsuzluk ve inanç yüklü, sizlere geliyorum, kuzeyli kardeslerim. Biz "homo sapiens"lerin geldigi yerden, nice yol aldim göçebe ayinleriyle, bir haç gibi tasidigim astimimla ve onun özüme yakismayan mecaziyla. Uzundu yol ve çok agirdi dert sürmektedir bende avare adimlarimin kokusu, hala batik bir gemidir derinlerdeki özüm -kurtarici kiyilar görünseler bile- dalgalara karsi gönülsüz yüzüyorum batik bir gemi olusumu koruyarak. Yalnizim acimasiz geceye karsi ve biletlerin biraktigi kesin seker tadina. Avrupa çagiriyor beni yillanmis sarabinin sesiyle, sari etinin soluguyla, müzedeki eserleriyle. Yeni ülkelerin neseli klarnet sesiyle aliyorum karsidan genis etkisini Lenin'in icra ettigi ve halklarin söyledigi Marks ve Engels sarkilarinin. -------------------------------------------------------------------------------- FIDEL'E SARKI Haydi gidelim, atesli peygamberi safagin, gizli patikalardan ulasalim o yesil timsahi kurtarmaya, askla sevdigin. Haydi gidelim, isyankar ve marsli yildizlarla dolu cepheyle asagilanmayi bozguna ugratarak zafere erismeye ya da ölümle bulusmaya yemin edelim. Duyuldugunda ilk atis sesi ve uyandiginda çaliliklar bakirelere yarasan bir saskinlikla, orada, yanibasinda, olgun savasçilar olarak, bulacaksin bizi. Saçildiginda sesin dört rüzgara dogru adalet, ekmek, özgürlük, tarim reformu, oradai yanibasinda, ayni vurgularla, bulacaksin bizi. Ve yerini buldugunda bunca emegin sonunda zalime karsi dogrulugun ugrasi, orada, yanibasinda, bekçilik edeeken mücadelenin sonuçlarina, bulacaksin bizi. Yarali bögrünü yaladigi gün canavar milliyetçi bir mizraktir onu orada vuran, orada, yanibasinda, gururlu yüreklerimizle, bulacaksin bizi. Sanma ki bozabilirler bütünlügümüzü rüsvetle kusanmis yaldizli bitler, tek istedigim bir tüfek, mermiler ve bir siper. Baska hiçbir sey. Ve sayet engellerse yolumuzu demir, Amerika tarihine geçen gerillalarin kemiklerini örtmek için bir mendil isteriz Kübalilarin gözyaslarindan. Baska hiçbir sey. -------------------------------------------------------------------------------- VE BURDA Haykirir paleti tutusan ressam, melezim ben haykirirlar bana kovalanan hayvanlar, melezim ben, sizlanirlar gezgin sairler, melezim ben, tekrarlar her kösenin günlük acisinda rastladigim insan, melezim ben ve altin kaplamali tahtadan bir bakireyi oksayan ölü bir irkin gizemine varir bu: melezdir benden dogma bu acayip çocuk. Melez degil miyim ben de bir yandan çarpismasinda (birlesip, ayrilan) aklimi karistiran iki gücün, o güçler ki agaçta daha olgunlasmadan hapsolmus meyvenin garip tadini hissettiginde beni çagiran. Dönüyorum Ispanyol Amerika'sinin sinirina, kitayi saran bir geçmisi tatmaya. Kayip gitmektedir hatira silinmez bir yumusaklikla bir çan sesiyle ta uzakta. -------------------------------------------------------------------------------- AGIL Yasayan bir sey kalmis taslarinda ey yesil safaklarin kiz kardesi. Gerçek mezarlari sasirtir ellerinin sessizligi. Rengarenk gözlüklerin türlü keyfiyle sorumsuz kazma yaralar kalbini ve yabanci turistin savurdugu aptalca oh çarpar yüzüne gücendiren hakareti. Ama canli bir sey vardir. Kütüklerden bir kucaklayis sunar orman sana köklerini tirmalamaktayken merhamet. Koca bir celep gösterir övendireyi taht ugruna zaptettigi tapinaklarin orda, ve sen ölmüyorsun hala. Hangi güçtür seni ayakta tutan yüzyillarin ötesinden gençlikte oldugu gibi canli ve kipir kipir? Hangi tanri üfler gün sonunda hayati solugunu mezar taslarinda? Tropiklerin tatli günesinden midir? Sormali niye Chichen-Itza'da olmaz? diye. Ormanlarin neseli öpücügü ya da kuslarin nagmeli sarkisindan midir? Ve niye Quirigua'da daha derindir uykusu? Daglarin sarp kayaliklari arasinda çarparak çinlayan kaynagin yankisindan midir? Inkalar öldü, ne dersek diyelim.
__________________
![]() ![]() Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!
|
|||||||||
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|