Forum Reyi , Daha Neyi Arıyorsunuz - Film, Fragman, Mp3 - Mp4, DivX, inndir, Program & Album
isminiz@reyi.net Windows Live™
Destekli 5 GB Mail Servisi

Geri git   Forum Reyi , Daha Neyi Arıyorsunuz - Film, Fragman, Mp3 - Mp4, DivX, inndir, Program & Album > Her Telden > Sözlük
Kayıt ol Türkçe Filmler Müzik Haberleri Oyun Download Arama Bugünki Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06-06-2008, 12:01 PM   #1 (permalink)
Administrator
 
MICROSOFT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.550
Teşekkür: 114
662 Mesajında 1.429 Teşekkür Aldı
Seviye: 56 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 2084 / 2084
Güç: 2183 / 3372
Deneyim: 57%

Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : MICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond repute
MICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond repute
Arrow A dan Z ye Türkçe Anlamlarıyla Sözlük / Türkçe kelimeler ve anlamları - TÜRKÇE SÖZLÜK

A dan Z ye Türkçe Anlamlarıyla Sözlük
&
Türkçe kelimeler ve anlamları


A

A'da : Düşmanlar
A'lem : Daha iyi bilir, bilirim
Ab: Su
Ab-ı Efsun : Göz yaşı
Ab-ı Hayvan : Dirilik suyu, bengisu
Ab-ı Kevser : Kevser suyu
Ab-ı Mutahhar : Temiz su
Ab-ı Nisan : Nisan yağmuru, söylenceye göre, nisan ayında sedefler, deniz dibinden su yüzüne çıkıp, yağmur danelerini içine alıp. sedef yaparmış.''

Abad : Zengin olma, varlıklı olma, bayındır.
Abı-puş : Aba giyen, derviş, fakir
Abd : Kul, köle
Abdal : Gezgin derviş. Derviş, Tanrı sevgilisi, kırk din ulusundan biri. Saçlarını, kaşlarını, bıyıklarını ve sakallarını usturayla tıraş ettiren, davul ve dümbeleklerle, sancaklarla toplu halde gezen Şii -Batıni bir derviş topluluğu, doğrudan doğruya derviş anlamına da gelir.

Abdal: Abdal donu: Gezgin derviş giysisi, derviş görünüşü.
Abes : Boş, asılsız, saçma
Abeş: Kula renkte at, alacalı hayvan.
Ab-ı zemzem: Kabe yakınlarında bir kuyu ve bu kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu.
Abı Hayat : Ölümsüzlük suyu, bengisu
Abidane: İbadet edene yakışacak bir surette.
Abus : Somurtkan
Acem: İranlı.
Acem dağları: Batı İran dağları.
Acep: Acaba
Açak: Açalım
Açaram: Açarım
Açılcağ: Açılınca gelince.
Açılıptur: Açılmıştır.
Adib : Edepler, töreler
Adalet : Hak tüze
Adave : Düşmanlık
Adavet : Düşmanlık, buğz, yağılık
Adem : İlk peygamberin adı, insan
Ademiyet : İnsanlık, insancılılık
Adem : Yokluk, hiçlik
Adet : Görenek, sayı
Adlım: Ünlü, ünü büyük.
Adu taşı: Düşman taşı.
Adu: Düşman, hasım.
Adü : Düşman, yağı
Adüvan : Can düşmanı
Afak : Ufuklar, gökyüzünün kenarları
Ağ: Ak.
Ağca: Akça, aka yakın, alacalı.
Adu: Düşman.
Agah: Vakıf, bilen.
Ağ lavaş: Yufka ekmek. Ak undan yapılmış yufka ekmek.
Ağ mercan: Ak mercan. [mec. Ak meme, sevgilinin süt gibi ak olan memesi.]
Ağca ceyran: Ak ceylan. ''Ağca ceyran sürme çekip gözüne.'' (Ak ceylana benzetilerek sevgilinin güzelliğinin vurgulanması.)

Ağ-gızıl: Ak, kızıl karışığı renk, alacalı
Ağıl: Koyun ve keçi sürülerinin gecelediği çit ya da duvarla çevrildiği yer.
Ağır sufra: Şölen sofrası.
Ağır zürbe: Yabankazı, yabanördeği, turna gibi kuşların uçarken yaptıkları büyük dizi, katar.

Ağlaram: Ağlarım.
Ağmak: Akmak, karışmak. ''Sırdaş olup ağ sulara.''
Ağu: Ağı, zehir.
Ağyar: Başkaları.
Ah ü firaz: Ah edip inlemek, ağlamak.
Aharam: Akarım. ''Aharam seller içinde.''
Ahd ü peyman: Yemin, and.
Ahd: Vadetme, söz verme.
Ahdipeyman-ahdipeyman: Ant, anta dayalı sözleşme, antlaşarak yapılan sözleşme.
Ahenger: Demirci.
Aheste : Yavaş, ağır, yavaş yavaş
Ahıl: Akıl
Ahi : Esnafı öğütleyen Fütuvvet ehlinin şeyhi, Kardeşim (Bir
esnaf teşkilatı olan ve bilhassa XIII-XVI. yüzyıllarda, Anadolu ve Rumeli'de yaygın bulunan Fütuvvet ehli
şeyhlerine de <<ahi>> derlerdi)

Ahibba : Dostlar , sevgililer
Ahir: En son, sondaki, nihayet son olarak.
Ahlak : Huylar, davranışlar, Etik.
Ahmer: Kırmızı , kızıl.
Ahsen-i takvim: En güzel kıvama koyma, Cenab-ı Hakkın her şeyi kendisine layık en güzel kıvam, sıfat ve surette yaratılması.

Ahsen : Çok güzel
Aht : Sözleşme
Ah-u zar: Yüksek sesle ağlama, dövünme.
Ahü : Ceylan, güzellerin gözü (Mec,)
Ahval: Durum, durumlar.
Ahval: Haller vaziyetler , oluşlar .
Ahz : Almak
Akça : Para
Akdem : İlk, önce, önceki, daha önceki
Akıl yetirmek: Akıl erdirmek.
Akl-ı cüz : Cüz'i akıl, tikel us
Akl-ı Küll : Tüm akıl; Tanrı bilgisi
Akl-ı Mead : Ahirete dönük akıl
Akşamaca: Akşama değin, akşama kadar.
Aktöre, Atayi : Armağan.
Al: Hile, aldatma işi.
Al-i aba : Muhammed, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'den oluşan
kutsal topluluk

Al-i Yezid : Muaviye'nin oğlu Yezid ve onun soyundan gelenler
Al malı: Yağlık, başa bağlanan örtü, al renkli çapı, vala
Ala göz: Ela göz.
Ala: Ela.
Alacabaz: Doğan, aladoğan, ''Eli alacabazlının''
Aladağ salı: Aladağ düzlükleri.
Aladağ: Erciş'in kuzeyinde yer alan dağ sırası. Dede Korkut'ta da geçer. Van Gölü'ne dökülen Deliçay, Hacıdere ve Zilan akarsuları Aladağ sır.asından doğar.

Alaik : Alakalar, ilgiler
Alak: Alalım.
Alakaftan: Alaca kumaştan yapılma giysi. Kınalı kekliğin (dağ kekliğinin) siyah ve pas rengi gerdan ve siyah çizgilerle bezeli yan tüyleri.
Alasan: Alasın.
Alçağ [alçah]: Alçak yer, yüksel olmayan yer.
Alçağa: Alçak yere.
Alçak: Yüksek karşıtı, yüksek olmayan yer ova.
Al duvağ: AI duvak. Gelinin yüzüne örtülen al renkli ipek örtü, duvak.
Alef : Cana yakın, teklifsiz.
Alem: Yeryüzü ve gökyüzü nesnelerinin tümü, Evren. Dünya, Acun.
Alışaban: Tutuşarak. ''Alışıban yanaram men''
Alışmak: Tutuşmak, alev almak, alevlenmek.
Ali: Büyük, yüksek, üstün, yüce, aziz olan.
Ali: Hazreti Muhammed'in damadı ve amcası Ebutalib'in oğlu .
Alişan: Şan ve şerefi büyük olan, meşhur, bir çeşit lale.
Allah-amandır: 1-Şaşma, beğenme duygusunu gösterme. 2-Allah aşkına.
Alma: Elma.
Alma teki: Elma gibi, elma benzeri.
Aluptur: Almıştır.
Alvala: Al renkli ipek dokuma yüz örtüsü.
Amal: Amel, yapılan iş, eylem, edim.
Aman: Sığınca, koruyucu, dayanma gücü, umut.
Amana düşmek: Sığınarak bağışlanma ya da yardım dilemek
Amanat: Emanet.
Amanı aldırma: Umursamazlık, zora koşma
Amber: Amber kokusu, güzel koku. [Amberbalığı'ndan elde edilen güzel kokulu kül rengi madde, güzel kokulu kimi maddelerin ortak adı ]

Amel: Niyet, itaat, dini bir emri yerine getirme. (Bi amel: Amelsiz)
Anasır: Elemanlar , öğeler.
Anber: Amber.
Andelip: Bülbül, seher kuşu.
Annac-annaç: Karşı, karşı yön. ''Annacımdan gelen güzel''
Aparmak: Götürmek, alıp gitmek. ''Felek can aparır...''
Arabi: Arapça, Arap kavmine mensup.
Araram: ararım.
Arasın: Arasını
Arayı arayı: Araya araya
Araz: Aras Nehri.
Argaç: Davarların açıkta toplu olarak yattıkları yer, düz dağ sırtları.
Arkuru-arkurı inen: Karşı çıkan.
Arma: Eskiden erkeklerin, askerlerin bellerine bağladıkları fişeklik.
Arş: İslam dini inanışına göre göklerin en yüksek katı, dokuzuncu kat gök.
Arz'edilen-arzu ediben: Arzu ederek, arzulayarak.
Arzıhal: Sunu, sunma. ''Arzıhal eyledim visal baçımı''
Arzın al: Arzu ettiğini al. (88/3) [arz: Arzu]
Arzı'nan Kamber: Yaygın bir halk hikayesinin kahramanları Arzu ile Kamber.
Arzuman: Arzu, dayanılması güç istek.
Asitan: Dergah, tekke, kapı eşiği.
Aslı hariç: Soyu belirsiz, yabancı.
Aslı pak : Temiz soylu
Aslı kıt: Soysuz, verimsiz.
Asuman: (Asman) Gök, sema.
Aş: Yemek
Aşarsız: Aşarsınız
Aşere -i Mübeşşere : Cennete gidecekleri Hz. Muhammed tarafından bildirilen on İslam büyüğü Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talha bin Ubeydullah, Zübeyr bin A vvam, Abdurrahhman bin A vf, Ebu Ubeyde bin Cerrah, Sait bin Zeyd, Sad bin Ebi vakkas.

Aşık Emrah: Ercişli Emrah.
Aşık mısan: Aşık mısın.
Aşıkan : Aşıklan gibi, açıkçasına.
Aşırma: Kova, bakraç.
Aşikar : Açık, gizli değil
Aşina : Bildik, tanıdık
Aşiyan : Kuş yuvası, ev , mesken
Aşk dolusu: Halk inancına göre Pir'in, Üçler'in, Erenler'in içirdiği aşk şarabı.
Aşlak: Aşılama, aşı.
Aşna: (Aşina) Bildik, tanıdık, bilen, tanıyan, ahbab.
Aşna: Aşına, dost, tanıdık.
At: Satranç oyununda iki taşın adı.
Ataş-ataşa: Ateş, ateşe.
Ataşına: Ateşine.
Ataşlara: Ateşlere.
Ataşlı: Ateşli.
Ati : İyilik, ihsan
Atlanıban-atlanuben: Atla, atlanarak, atlı olarak.
Attar : Güzel kokular satan, aktar.
Avara: Avare, boş, yararsız.
Avara: Boşta gezmek, işsiz, oyalanmak.
Avare : Başı boş, işsiz.
Avatmak : Avutmak, teselli etmek
Avaz: Yüksek ses
Avcu: Avcı
Avdet : Dönüş
Avlak: Av alanı. (avlağı-Av alanı)
Avn : Yardım, yardım eden
Avsın almaz mar: Büyü, tılsım tutmayan yılan.
Avsın: Büyü, tılsım.
Avurd : Yanağın iç tarafı, boş yeri.
Avurmak : Eğilmek, çevirmek
Avuni: Avını.
Ayakça: Ayak kelepçesi, ayak bağı.
Ayan : Belli, açık, meydanda
Ayat : Ayetler
Aydıvar : Söyler
Ayet-i Kurba : Kur'an Şura suresinin 23. ayeti. Burada ''Ya Muhammed sen ümmetine söyle ki; size tebliğ ettiğim din hükümlerine mukabil akrabana (yakınlarına) muhabbetten başka bir şey istemem'' denmektedir. Ayette ''akrabanın karşılığı'' fil-kurba'' sözcüğü bulunduğu için ayet bu adla anılmaktadır .

Ayet: Kur'an'ın herhangi bir cümlesi.
Ayine : Ayna
Aylak : İşsiz güçsüz
Aymak : Söylemek, hitab etmek
Aymak: Uyanmak, farkına varmak.
Ayn : Göz, göz pınarı, asıl, kendisi,
Ayn-el -yakin : Bir şeyi kendi gözüyle görüp öğrenme.
Ayn el yakin: Gönül gözü. Tanrı'yı gerçek olarak gözle görerek bilme, sofilere göre bilgi, bilmek, görmek ve olmak aşamalarına ayrılır. Bir şeyi bilmeye ''ilm-el yakıyn'', bilgisini görüş haline getirmeye ''ayne'l* yakıyn'', bilginin oluş haline gelmesine ''Hak el yakıyn'' denir.

Ayn-i irşid : İrşadın ta kendisi. Aydınlatma
Ayn-i rah: Yol gözlemek.
Ay'nan: Ayla, ay ile ''yeri ay'nan gün'ün arasındadır.''
Aynası: 1. Yüzü, 2. Göksü.
Ayrılmanam: Ayrılmam, ayrılamam.
Azad: Serbest bırakma, azat.
Azim : Kesin karar verme, irade
Azimet : Gitme, gidiş
Aziz : Sevgide üstün tutulan
Azizan : Dostlar , erenler
Azl : İşten çıkarma
Azheri : Belli
Azmış : Yol sapıtmış

__________________



Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!
MICROSOFT isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-07-2008, 12:45 PM   #2 (permalink)
Administrator
 
MICROSOFT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.550
Teşekkür: 114
662 Mesajında 1.429 Teşekkür Aldı
Seviye: 56 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 2084 / 2084
Güç: 2183 / 3372
Deneyim: 57%

Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : MICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond repute
MICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond repute
Standart

B

Bab: Bahis, kapı.
Babullah: Allah kapısı.
Bac: Baç.
Baç: Haraç, vergi
Baç: Osmanlı imparatorluğunda gümrük vergisi, zorla alınan para harç.
Bade: 1. Esriklik veren içki. 2. Pir'in, Üçler'in, Erenler'in içirdiğine inanılan aşık edici içki, şarap.

Baden: Semiz, İri gövdeli kimse.
Bad-ı saba: Bahar sabahları, gün doğumunda esen hafif yel.
Bad-ı saba: Seher yeli.
Bad-ı sabah: Bad-ı saba
Bağ ı Cennet: Cennet bağı, cennet benzeri bahçe.
Bağ: 1. Demet, deste, 2. Üzüm kütüklerinin dikili olduğu toprak parçası, üzümlük. 3. Bahçe.

Bağ-bağat: Bağ, bağçe
Bağban: Bahçıvan, bağcı.
Bağır: 1.Yürek, gönül 2.Göğüs 3. Sine
Bağman: Bahçıvan, bağcı.
Bağrı veran: Gönlü yıkık, üzgün.
Bağu bahçe-bağu bahca: Bağ-bahçe.
Bağvan: Bahçıvan, bağcı.
Baha: Değer.
Bahah: Bakalım, görelim.
Bahar: Bakar
Bahaya kalmak: Değer biçilebilir olmak.
Bahça-bahça: Bahçe
Bahr: Deniz, büyük göl veya nehir .
Bahr-ı muhit: Okyanus.
Bahr-ı zulmet: Zulmet denizi.
Baka: Tutam, demet, beste.
Bakaram: Bakarım.
Bakasız: Destesiz.
Bakı: Baki, sürekli, kalıcı.
Bakırsan: Bakıyorsun.
Bal ü per: Kanat.
Bala: Çocuk, yavru.
Balaban göz: Keskin bakışlı, iri güzel göz.
Balaban: 1. Sazlıklarda yaşayan, tüyleri kızıl-külrengi karışığı renkli, iri bir kuş. 2. Atmaca, doğan gibi avcı kuşlara kimi bölgelerde verilen ad.

Balınan: Balla, bal ile.
Balkımak: Parlamak.
Ban: Otluk.
Banay: 1. Taşlı, kıraç toprak, yamaç. 2.Batı yönü.
Banı: (Bani) Kurucu, yapan, yapıcı, bina edici.
Bannamak: Ötmek, seslenmek.
Bar: 1.Yük. 2.Ürün, verim. 3.Meyve ağacının ilk verimi.
Bara gelmek: Meyve ağacının ilk verime durması, ilk veriminin olgunlaşması.
Barekallah: [Barek-Allah] Kutlu olsun, hayırlı ve bereketli olsun.
Barhane: Tutulmuş yük, kervan, kafile.
Barı: Bari, hiç değilse, hiç olmazsa.
Bari: Tanrı.
Basmışam: Basmışım.
Baş bulama: Utanarak başı öne eğme, yana çevirme.
Baş gözel: Baş güzel, güzellerin başı.
Başa yetmek: Sona ermek,
Başına dolanmak: Başa dönmek, başına dönmek.
Başına dönmek: Bir konuyu ya da bir durumu yalvarışla anlatmak, istekte bulunmak.
Batıl: Boş, beyhude, yalan, çürük.
Batın: İç, dahili, gizli, sır, esrar.
Bay: Varlıklı kimse.
Bayler: Bağlar.
Baz: Bir şeyin küçük kısmı, parçası, bir miktar, bir kısım.
Baz: Doğan.
Becare-becare: Biçare, çaresiz, umarsız.
Bed: Bet, kötü, yakışıksız.
Bedahşan (Badakşan) : Afganistan'da eyalet. Merkezi Feyzabat şehridir. Kökçe nehrinin yukarı yatağında çıkan -bir yakut türü olan- lacivert taşıyla ünlüdür.

Bedir nar: mec. Meme.
Bedir: Dolunay.
Bedirlenmiş ay: Dolunay
Bedov at: Soylu at, Arap atı.
Beg: Bey, ulu kişi.
Begler: Beyler, ulu kişiler
Beğlerinen: Beylerle, beyler ile.
Beka: Devamlılık, sabitlik.
Beklersen: Beklersin, bekliyorsun.
Bel: İnsan bedeninin göğüsle karın arasında kalan daralmış bölüm, bel.
Bele: 1.Böyle, böylece 2.Birlikte
Belenmek: Bulanmak, bulaşmak
Beli bükülmek: Beli bükülmek, güçsüz ve umarsız kalmak.
Beli: (Beli best) Evet.
Belik: Saç örgüsü.
Belini bükmek: Belini bükmek, umarsız olmak.
Bend: 1.Su benti, büget 2.Bağ, tutarlılık.
Bend: Bağ, yular , bağlama.
Bende defteri: Kul defteri.
Bende: Köle, kul, hizmetkar.
Bene: Bana.
Benefşe: Menekşe
Benevşe: Menekşe.
Bengi: Tiryaki, esrarkeş.
Benövşe: Menekşe
Benövşeni: Menekşeyi, menekşesini.
Benzek: Nazire
Benziyirsen: Benziyorsun.
Berat: Rütbe, nişan ve imtiyaz verildiğini bildiren ferman.
Berbad eylemek: Berbat etmek, yıkmak, bozmak, dağıtmak.
Berdar: Tutucu, itaat edici ve ettirici, asılmış.
Bergüzar: Hediye.
Berhava: Boş, faydasız.
Beslenen: Beslenen.
Beş arşın bez: mec.Kefen
Beş: Beş sayısı.
Bey: Arap abecesinin ikinci harfi.
Beyhuşt: Kökünden, dibinden kopmuş olan, koparılmış.
Beyrek: Oğuzlar'ın destan kahramanı ''Bamsı Beyrek''. Bamsı Beyrek destanının en eski kolu -biçimi- ''Dede Korkut Kitabı''ndadır. Beyrek'in mezarının Bayburt'ta, Duduzar köyünde olduğu inancı yaygındır.

Beytullah: Allah'ın evi, kabe.
Beytullah: Tanrı evi, kabe.
Bezenmek: Bezenmek, süslenmek.
Bezestan: Değerli eşyanın satıldığı kapalı çarşı.
Bezirgan: Kervan, tüccar
Bezirgan: Tacir, tüccar, alış veriş eden esnaf.
Bezm: Meclis.
Bezm-i irfan: Olgun, kamil İnsanlar meclisi.
Bıçağ: Bıçak.
Bıldır: Geçen yıl.
Bi mekan: Y ersiz yurtsuz.
Bi-basar: Gözü keskin olmayan, görmeyen.
Bidar: Uyanık, uykusuz.
Bider: Tohum.
Bi-gane: Kayıtsız, alakasız, dünya ile ilgisini kesmiş olanlar.
Bigüman: Umutsuz, bilgisiz.
Bi-huş: Akılsız.
Bikir (Bikr): Bozulffiamış, temiz.
Bilbil: Bülbül.
Bile: Birlikte, bir arada.
Bilekçe: Kolbağı, kelepçe.
Billah: Tanrı adına içilen ant.
Bilmez: Bilgisiz, nobran, nadan.
Bilmir: Bilmiyor.
Binin: Binini.
Birez: Biraz.
Birin: Birini.
Bi-vefa: Vefasız.
Bizar: Bıkmış.
Bizzazure: Zaruri olarak.
Boyağ: Boya.
Boyu selv ağacı: İnce-uzun boylu, selvi boylu.
Boyunnu: Boyunlu.
Boz at: Boz donlu at .
Boz: Açık toprak renginde olan, külrengi.
Boz-bulanık: 1.Dumanlı, tipili, sisli. 2. Duru olmayan, çok bulanık.
Boz-ötergi: Tarlakuşu,
Bögün: Bugün.
Böhtan: Bühtan, iftira, kara çalma.
Böyüten: Büyüten.
Bubal: Vebal.
Buhağ : Çene altı, sakal.
Bulmuşam: Bulmuşum.
Bulum mı-mi: Bulayım mı?
Bulundi: Bulundu.
Burak: Girdap, anafor.
Burçak: Baklagillerden, taneleri hayvan yemi olarak kullanılan yıllık bir yem bitkisi. Bu bitkinin mercimeğe benzeyen tanesi.

Burma: Büklüm, kıvrım.
Bus etmek: Öpmek.
Buse: Öpüş.
Buyumuş: Bu imiş.
Bühtan: Yalan, iftira.
Bükülmek: Dönmek, eğilmek.
Bülbül teki: Bülbül gibi.
Bülmek: Bilmek.
Bülmez: Bilmez, bilgisiz, nobran.
Bülüm: Bileyim.
Bünyad: Temel, esas, yapı, bina.
Bünyan: Yapı, bina.
Bürünüptür: Bürünmüştür.
Büryan: Biryan kebabı. Kuzu ya da koyun etinin yarım ya da tam gövde olarak tandırda

__________________



Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!
MICROSOFT isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-07-2008, 12:46 PM   #3 (permalink)
Administrator
 
MICROSOFT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.550
Teşekkür: 114
662 Mesajında 1.429 Teşekkür Aldı
Seviye: 56 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 2084 / 2084
Güç: 2183 / 3372
Deneyim: 57%

Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : MICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond repute
MICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond repute
Standart

C

Caba: Fazladan, üstelik, bir şey ödemeden alman şey .
Cad: Darı ekmeği.
Cah etmek: İtibar etmek.
Cah: Makam, itibar.
Cahallığ: Gençlik çağı.
Caht: Bile bile inkar etme.
Cam: Kadeh, bardak, şişe ve toprak cinsinden şarap kadehi.
Can ürekten: Candan yürekten, içtenlikle, severekten.
Canal: Canan, sevgili.
Canan: Gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın.
Canın: Canımın.
Canpolat Dev: Bir masal yaratığı.
Cansız at: Tabut, salaca.
Car: Çarşaf, komşu, yardımcı, medet eden.
Cayız: Caiz, olabilir, yakışık alan.
Cazu: 1. Cadı, oyunbaz. 2. Çok güzel.
Cecim: Cicim, örtü ya da perde olarak kullanılan ince kilim.
Cefa: Büyük sıkıntı, üzgü.
Cefakar: 1.Cefalı. 2.Cefa eden.
Cehl: Cahillik, ilimden mahrum olmak, tecrübesizlik.
Cellat amanı: Ölüm cezasına çarptırılmışlara, ölüm yargısının uygulanmasından önce, son isteği için tanınan süre.

Cem olmak: Toplanmak.
Cemal: Yüz güzelliği.
Cemalınnan: Cemalinden, yüz güzelliğinden, yüzünün güzelliğinden.
Ceran: Sevimli, uzun boylu.
Cevahir: Cevherler , çok kıymet verilen ve az bulunan şeyler. Çok kıymetli maden veya taşlar. Çok kıymetli söz veya faydalı yazılar.

Cevahir: Şah Abbas'ın soylu hizmetçisi.
Cevli cevran eylemek: Dolaşmak.
Cevr etmek: Eza, cefa, eziyet, zulüm, sitem etmek. Tarikat adamının ruhen ilerlemesine mani olan şey.

Cevr: Eziyet.
Ceyran: Ceylan.
Cığa: Yeşil.
Cığalı koşma: Cinaslı koşma, sorguculu koşma.
Cığa tel: Erkek yabanördeğinin kuyruğunun üstündeki kıvrık yeşil tüyler ve yeşil kanat telekleri.

Cinas: Çok anlamlı bir sözcüğün, her kezinde başka bir anlamını öngörerek yapılan bir söz oyunu sanatı. Değişik cinas biçimleri vardır. [Tam cinas, birleşik cinas (benzeşmeli cinas, farklı cinas), basit cinas, eksik cinas...] Eski Edebiyat'ın bu yaygın söz oyunu sanatından Halk Edebiyatı da nasiplenmiştir. Özellikle manilerde cinasa çok rastlanır.

Cılga: İnce yol.
Cidar: Duvar.
Cim: Osmanlı alfabesinin altıncı harfi olup ''ebced'' hesabında üç sayısının karşılığıdır.
Civan: Genç. Genç ve yakışıklı olan.
Coşarsız: Coşarsınız.
Cur'a: Yudum.
Cuş eylemek: Coşmak, kaynamak.
Cüda: Ayrılık, ayrılmış.
Cünun: Değişik.
Cürmümü: Suçumu.

__________________



Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!
MICROSOFT isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-07-2008, 12:46 PM   #4 (permalink)
Administrator
 
MICROSOFT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.550
Teşekkür: 114
662 Mesajında 1.429 Teşekkür Aldı
Seviye: 56 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 2084 / 2084
Güç: 2183 / 3372
Deneyim: 57%

Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : MICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond repute
MICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond repute
Standart

Ç

Çağrışmak: Bir ağızdan bağırmak, yaygara etmek.
Çal : Ala renk.
Çalhandı : Çalkandı
Çalhanmah : Çalkanmak.
Çallı-çapraz: Çapraz çizgili bir şal deseni.
Çalma: 1.Başa sarık gibi bağlanan düz ya da işlemeli kumaş. 2.Çember de denilen baş örtüsü, çetme.
Çalmak: Doğmak, vurmak, atmak
Çapraz: Eğik olarak birbiriyle kesişen.
Çar anasır: Dört unsur , dört temel unsur .(Toprak-su-hava-güneş)
Çar hisar: Dört kale burcu.
Çar köşe: Dört köşe.
Çar: Dört.
Çarh: Çark, felek, gök, devreden, dönen.
Çar-havuz: Büyük havuz.
Çarh-ı devvar: Durmayıp dönen.
Çarh-ı gerdun: Dönen çark. (Dönen dünya)
Çarh-ı zaman: Dönen zaman, devir.
Çar-pare: Dört parça, dört kısım.
Çarpaz dağlamak: Çapraz dağlamak.
Çarpaz: Çapraz.
Çatmak: 1.Yetmek. 2.Üzücü olaylarla karşılaşmak, uğramak.
Çekmişem: Çekmişim.
Çeper: 1.Engel, çit, kamıştan yapılan çit . 2.Kırık dal ve yaprak kümesi.
Çerağ: Mum, çıra.
Çeri: Asker.
Çetme: İşlemeli baş örtüsü, sırma işlemeli baş örtüsü, çalma.
Çevre: Sırma işlemeli baş örtüsü, mendil.
Çevrişir: Dönüşür.
Çevrüşmek: 1 .Dönüşmek. 2.Devinmek dönmek.
Çevrüşüpsen: Dönüşmüşsün, dönmüşsün.
Çeyman: Kıl ya da yünden dokunma yamçı, kepenek.
Çıham: Çıkayım.
Çıhdım: Çıktım.
Çıhıp: Çıkmış.
Çıhmış: Çıkmış.
Çıhsa: Çıksa.
Çıra: Çerağ, kandil.
Çırağ: Çerağ, kandil, mum, ışık.
Çiçeğisen: Çiçeğisin.
Çifte hal: Çifte ben.
Çimennİ: Çimenli.
Çimmek : Yıkanmak.
Çin: 1.Çünkü, için. 2.0muz.
Çit: Başörtüsü, yemeni.
Çiyn : Omuz.
Çoh: Çok.
Çolp Suyu.
Çövre: Çevre
Çün: Çünkü.
Çüt: Çift.
Çüter çüter: Çifter çifter.

__________________



Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!
MICROSOFT isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-07-2008, 12:49 PM   #5 (permalink)
Administrator
 
MICROSOFT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.550
Teşekkür: 114
662 Mesajında 1.429 Teşekkür Aldı
Seviye: 56 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 2084 / 2084
Güç: 2183 / 3372
Deneyim: 57%

Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : MICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond repute
MICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond repute
Standart

D

Dad: 1.Yakınma anlatan, vah, eyvah anlamında bir ünlem. 2. Ey, hey anlamında bir ünlem.

Dağ salı: Dağ düzlüğü, dağ eteği.
Dağ: Kızgın demirle vurulan özlük belirtici damga, işaret, nişan.
Dağdağa: Çekişme, anlaşmazlık.
Dağlanmak: 1 .Kızgın demirle damgalanmak. 2. Yanmak. 3.Sağaltma amacıyla vücudun yaralı ve sayrılıklı bölümlerinin kızgın demirle yakılması.

Dağlı: Damgalı.
Daha: Bundan sonra.
Daim: Sürekli, her an, daima.
Dal: Omuz, omuz başı.
Dalam: Dalayım
Dalda: Gölge.
Daldalanmak: Gölgelenmek.
Daldalık: Gölgelik.
Dalgerdan: 1.Güzel göğüs. 2.Vücudun omuzla birlikte göğüsten yukarı bölümü, büst. Dalıptır: Dalmıştır, dalıyor.
Dallanmak: Salınmak, sallanmak.
Daluptur: Dalmıştır, dalıyor
Dam: Tuzak.
Dane: Tane, tohum, çekirdek.
Dane-i kısmet: Kısmet tohumu.
Danışmak: Konuşmak.
Danıştırmak: Konuşturmak.
Dankilom: Rum kadın ismi.
Dar çekmek: İdam edilmek.
Dar gün: Kara gün; sıkıntılı, zor, bunalımlı an.
Dar I: Sıkıntı, bunalım .
Dar II: Darağacı, ölüm hükümlülerini asmak İçin kurulan -kullanılan- sehpa.
Dar: Ev, yer, dar ağacı.
Dara çekilmek: Dağarcında idam edilmek, asılarak İdam edilmek.
Dara çekmek: Darağacında idam etmek.
Dara düşmek: Sıkıntıya düşmek, zorda kalmak, bunalmak.
Daranmak: Taranmak.
Dar-ı Mansur: Hallac-ı Mansur'un idamı.
Darılıpsan: Darılmışsın.
Darıyıp: Taramış.
Dartmak: Tartmak.
Daş: Taş.
Daylak: Tüylü devenin erkeği.
De ki: Sanki, tut ki.
Değer: Dokunur.
Değilem: Değilim
Değilem: Değilim.
Değişke: Varyant.
Dehr: Dünya, zaman, devir.
Dehr-i zulmet: Zulüm devri.
Dem etmek: Sazla çalıp, söylemek.
Dem: Soluk, nefes, ses.
Deman: (Damen) etek.
Demek: Söylemek.
Demi devran: Dünya demi. (Devir zamanı)
Demkeş: Devamlı öten bir güvercin cinsi, şarap içen
Der: Der, söyler
Dercetmek: Toplamak.
Derde çatmak: Derde düşmek.
Derdimend: (Derdmend) tasalı, kaygılı, dertli.
Dergah: Tekke.
Derilmek: Toplamak.
Deriptir: Toplamıştır.
Dermek: Toplamak.
Dertli Emrah: Ercişli Emrah.
Derun: İç taraf, dahil, kalp.
Dest: El.
Deste: Demet; sıra.
Devran: Dünya, zaman.
Devr-i cihan: Dönen dünya.
Devşirmek: Toplamak, toparlamak.
Deyer: Der ki, söyler ki.
Deyişmek: Karşılıklı şiir söylemek.
Dırığ: Esirgemek.
Di: Söyle.
Didar: Yüz, çehre.
Didarın kıyamete kalması: Sevgiliyle kavuşmanın, sevgiliye kavuşmanın kıyamete kalması.
Dide seli: Gözyaşı.
Dide: Göz.
Dilber: Güzel.
Dilçevüren: Dilçeviren, söz gezdirici, dedikoducu.
Dildar: Sevgilisinin gönlünü çelmiş.
Dil-inen: Dil ile [dilinen=diliyle ]
Dimek: Demek, söylemek
Din uğrusu: Din hırsızı.
Dinnemek: Dinlemek.
Dinnemez: Dinlemez.
Dir: Derlemek, toplamak, bir araya getirmek.
Diskinmek: Korkudan sıçramak: uykudan sıçrayarak uyanmak.
Diş: Düş, rüya.
Divana: Divane.
Diyek: Diyelim, söyleyelim.
Diyeller: Derler, söylerler.
Diyer: Der, söyler.
Diyiş: Deyiş, şiir.
Dodağ [dodah]: Dudak.
Dodağınnan: Dudağından.
Doğancı: Erciş'in Altındede (Zilan) bölgesindeki eski bir yerleşim alanı.
Dolama: Çuha giysi, kat kat giysi.
Dolu: 1.İçki. 2.Halk inancında Pir'in , Üçler'in, Erenler'in-Hakk katından aşıklık verilenlere sunduğu kutsal içkiyle dolu kadeh, kase.

Donburcuh-dunburcuh: Tomurcuk.
Doru: Bir at tonu. [Gövdesi kızıl, yelesi ve (çoğunlukla) ayakları kara olan at.]
Dost: 1. Tanrı. 2. Sevgili
Dostlar dostu: Zor durumda kalana yardım edici Hızır.
Doymiyi: Doymuyor.
Döndi: Döndü.
Dönmenik: Dönmeyiz.
Dört iklim: Dört yön; Doğu, batı, güney, kuzey yönlerindeki ülkeler.
Dört kitap: Büyük dinlerce kutsal sayılan dört din kitabı. Kur'an, İncil, Tevrat, Zebur .
Dört köşe: Dört yön. Doğu, batı, kuzey, güney yönleri, bu yönlerdeki ülkeler, yerler.
Döş: Etek.
Döşek: Yatak, minder.
Döşürmek: Devşirmek, toplamak.
Dözmek: Katlanmak, dayanmak.
Dudu: (Tuti) Dudu kuşu, papağan.
Dudu: Papağan türünden, taklit yapan bir kuş.
Duman: Bulut, sis.
Duram: Durayım.
Durasan: Durasın.
Durasız: Durasınız.
Durmuşam: Durmuşum.
Durmuyi: Durmuyor.
Durna: Turna.
Durupsan: Durmuşsun, duruyorsun, durmuşsan, duruyorsan.
Dutar: Tutar.
Dübeş: Tavla oyununda zarların iki beşi göstermesi.
Dübür: İki yaşındaki erkek keçi.
Dügü: Pirinç.
Dühan: Tütün, duman. Kur'an-ı Kerim'in 44. suresinin adı.
Dülbent: Yazma.
Dür eyle: Uzak dur.
Dür: İnci.
Dür: Uzak, doğmak, bölüm. İlahi rahmetten kısmen veya tamamen yoksun olma
Düş: Rüya.
Düşdi: Başladı, koyuldu.
Düşeliden: Düştüğünden beri, düştüğü an.
Düşem: Düşeyim.
Düşersiz: Düşersiniz.
Düşgüni: Düşkünü.
Düşim: Düşeyim.
Düşmek: İnmek.
Düşüpsen: Düşmüşsün, düştün.
Düşüptür : Düşüyor, düşmededir.
Düz: Kır, ova, çöl.
Düzmek: Dizmek, sıralamak, süslemek.
Düzülür: Dizilir, sıralanır.

__________________



Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!
MICROSOFT isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-07-2008, 12:50 PM   #6 (permalink)
Administrator
 
MICROSOFT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.550
Teşekkür: 114
662 Mesajında 1.429 Teşekkür Aldı
Seviye: 56 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 2084 / 2084
Güç: 2183 / 3372
Deneyim: 57%

Tecrübe Puanı: 500
Rep Puanı : 2000
Rep Derecesi : MICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond repute
MICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond reputeMICROSOFT has a reputation beyond repute
Standart

E

Eazi: Aziz, izzetli, yüksek.
Ebrişim: Kalınca bükülmüş ipek, iplik, saç, ibrişim.
Ebru: Kaş.
Ebrüm ebrüm: Büklüm büklüm, dalga dalga.
Ebtüm: Dalga, büklüm.
Ecel kuşları: Doğan, şahin, atmaca gibi avcı-yırtıcı-kuşlar.
Ecel kuşu: Ölüm.
Eda: Biçem [üslup], çalım, işve, naz.
Eder : Der, der ki.
Edim : Edeyim.
Edin: Edin, verilen, eyleyin.
Edip: Ederek, etti.
Edna: Basit, değersiz.
Efgan: Yüksek sesle yakınma, inleme.
Eflak: Felek, felekler , gökler , alemler.
Efsun: Sihirli, büyülü, çekici.
Eger: Eğer.
Egans: Göl sularının 1841 'de yükselerek Erciş Kalesi'ni kaplamasından sonra, halkın Erciş Kalesi'ni bırakarak yerleştikleri köy, bugünkü Erciş'in kurulu bulunduğu yerin 1841'den önceki adı.

Eğlemek: Oyalamak, alıkoymak, geciktirmek.
Eğlen: Dur, oyalan.
Eğlenmek: Oyalanmak, gecikmek.
Eğleşmek: Durmak, beklemek, oyalanmak.
Eğn: Boyun.
Eğnine: Üstüne.
Eğrice tel: Erkek yaban ördeğinin kuyruğunun üstündeki kıvrık, yeşil tüyler.
Eğrice: Eğri, kıvrık, kıvrılmış.
Eğva: (İğva) Azdırma, baştan çıkarma.
Ehdipeyman: (bkz: ahdipeyman]
Ehl-i beyt: Hane halkı, Hz. Muhammet'in ailesi. Hz. Muhammet, Hz Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin.
Ehlidil: Gönül eri, sevecen.
El aman: Bozgun ve sızlanma anlatır.
Ekdam: Gayret ve sebatla çalışma.
El I: Yabancı.
El II: Oymak, oba.
El III: İI, ülke.
El tutan: EI uzatan, yardım eden.
Elden ele: İlden ile, ülkeden ülkeye.
Ele [eyle]: Öyle, o biçim.
Elete: Ulaştıra, ilete, iletsin.
Elif: 1.Uzun ve ince boy yerine kullanılan bir benzetme. 2.Arap abece'sinin İlk harfi.
Elif: Arap alfabesinin ilk harfi.
Elifterezisi: Uzun ve hafif yay biçimi [kaş benzetmesİnde kullanılır.]
Elim: Bilim, ilim.
Elin: Elini.
Elinnen: Elinden.
Ellerin: İllerin, ülkelerin.
Ellerinen: Elleriyle.
Elvan: Alemler, mahluklar, varlıklar, oluşlar.
Em: İlaç, çare.
Ember : [bkz: amber]
Emcek: Meme.
Eme: Emse.
Emi: Amca.
Emim: Amcam.
Emim: Emeyim.
Emlik kuzu: süt kuzusu, süt emme çağındaki kuzu.
Emmare: Emreden, zorlayan, cebreden.
Emrah Gulamı: Ercişli Emrah.
Emrah: Ercişli veya Erzurumlu Emrah
Enden: Ondan, işaretten.
Enel Hak: Hallac-ı Mansur'un söylediği ''Ben Tanrı'yım'' anlamında meşhur bir söz dür ki, Mansur bu yüzden öldürülmüştür. Bu söz tasavvufta tek varlık (Vahdet vücut) felsefesine dayanır .
Engür: Üzüm.
Enik: Kedi ve köpek yavrusu.
Epizod: Bir şiirde, hikayede, romanda ana konuya bağlı ikinci derecede olay, ek.
Er görmek: İse, olsa, olur ise.
Erden: Erken vakitte, erkenden.
Erdiş: Erciş.
Eren [ermiş]: Benliğinden sıyrılmış, özünü, öz varlığmı Tanrı'ya adamış kimse. Evliya, veli.
Erkan: Esaslar , destekler , direkler, reisler, önemli kişiler.
Erkek: Erkek, cesur, sözünün eri.
ermek şerefini kazanmış kimseler.
Ervah: Ruhlar, geçmiş atalar.
Erzayıl: Azrail.
Esgilmez: Eksilmez.
Eshab: Sahipler , malik ve mutasarrıf olanlar , Peygamber'i görmek ve sohbetine
Esma: İsmin çoğulu, isimler.
Esma-i hikmet: Hikmet isimleri.
Esr: Yüzyıl.
Esrar: Sırlar, gizler.
Eşg [eşg] : Aşk.
Eşi: Eşi, arkadaşı.
Eşitmek: İşitmek, duymak.
Eteğin döşür: Eteğini topla.
Etmek: Etmek, yapmak, eylemek.
Evedi: İvedi, acele.
Evel: Evvel, önce.
Ey: Ey, hey.
Eyle I: Öyle, onun gibi.
Eyle II: Söyle.
Eylemek : Eylemek, etmek, yapmak.
Eylerem: Eylerim.
Eyliyim: Edeyim, eyliyeyim.
Eyvan: Ayvan. Bir tarafı açık oda, aralık, salon.
Eyvanmnan: Ayvanmdan.
Eyyam: Günler .
Ezel: Öncesizlik, başlangıcı bilinmeyen zaman.
Ezrayıl: Azrail.

__________________



Bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lakin aç idik yedik karanfil parasını.!!
MICROSOFT isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-07-2008, 12:51 PM   #7 (permalink)
Administrator
 
MICROSOFT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 6.550
Teşekkür: 114
662 Mesajında 1.429 Teşekkür Aldı
Seviye: 56 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥